TÜBERKÜLOZ DIŞI MİKOBAKTERİ ENFEKSİYONLARININ KLİNİK ÖZELLİKLERİ VE YILLIK OLGU SAYILARININ ZAMANSAL DEĞİŞİMİ: TEK MERKEZLİ RETROSPEKTİF ÇALIŞMA

Demet POLAT YULUĞ, Fatma Şevval ÜNAL, Mukadder ÇALIKOĞLU, Damla Hazal SUCU, Gönül ASLAN

İzmir Göğüs Hastanesi Dergisi - 2026;40(1):7-12

Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi, Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı, Mersin, Türkiye

 

Amaç: Tüberküloz dışı mikobakteriler (TDM), özellikle kronik akciğer hastalığı olan bireylerde giderek artan klinik öneme sahip enfeksiyon etkenleridir. Bu çalışmada, merkezimizde kültürde TDM pozitifliği saptanan olguların klinik, radyolojik ve mikrobiyolojik özelliklerinin değerlendirilmesi ve yıllık olgu sayılarındaki değişimin analiz edilmesi amaçlandı. Gereç ve Yöntemler: Bu tek merkezli retrospektif çalışma, 2016-2025 yılları arasında kültürde TDM pozitifliği saptanan hastaları kapsamaktadır. Demografik özellikler, komorbid hastalıklar, izole edilen türler, klinik bulgular ve ATS/IDSA kriterlerine göre hastalık sınıflaması elektronik hasta kayıtlarından elde edildi. Yıllara göre dağılım analiz edilerek zamansal değişim değerlendirildi. Bulgular: Toplam 50 olgu değerlendirildi; hastaların %66'sı erkekti ve %65,8'inde sigara öyküsü mevcuttu. Kültür pozitifliği en sık balgam örneklerinden (%90) elde edildi. En sık izole edilen tür Mycobacterium intracellulare/chimaera (M. intracellulare/chimaera) (%36,4) olup bunu Mycobacterium abscessus kompleks (M. abscessus kompleks) (%13,6) ve Mycobacterium kansasii (M. kansasii) (%13,6) izledi. En sık semptomlar öksürük (%79,5), balgam (%56,4) ve kilo kaybı (%35,9) idi. ATS/IDSA kriterlerine göre değerlendirilen 39 olgunun 26'sı (%66,7) TDM akciğer hastalığı olarak sınıflandırıldı. Bronşektazi (%57,9) en sık radyolojik bulguydu. Yıllara göre dağılımda dönemsel farklılıklar izlendi ve özellikle 2022-2025 döneminde daha yüksek olgu sayıları saptandı. Sonuç: Bu tek merkezli retrospektif çalışmada, çalışma dönemi boyunca TDM pozitif örneklerin ve tekrar eden örnekler dışlandıktan sonra tanımlanan TDM olgularının yıllara göre dağılımında değişkenlik gözlenmiştir. Klinik ve radyolojik verileri tam olan olguların önemli bir kısmının ATS/IDSA kriterlerini karşılaması, TDM izolasyonunun seçilmiş hastalarda klinik açıdan anlamlı olabileceğini dü-şündürmektedir. Bu bulgular, TDM saptanan hastalarda rehberlere dayalı bütüncül tanısal değerlendirmenin önemini desteklemektedir.