TÜRK DİŞ HEKİMLERİNİN YAPAY ZEKAYA YÖNELİK ALGI VE TUTUMLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ

Halil İbrahim ŞIK, Helin ÇİÇEK, Osman Fatih ARPAĞ

Necmettin Erbakan University Dental Journal - 2026;8(2):197-216

Hatay Mustafa Kemal University, Faculty of Dentistry, Department of Periodontology, Hatay, Türkiye

 

Amaç: Bu çalışma Türkiye'de görev yapan diş hekimlerinin yapay zekâya(YZ) yönelik bilgi, farkındalık ve tutumlarını incelemek ve bu değişkenlerin cinsiyet, yaş ve kurum türüne göre farklılıklarını değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Gereç ve Yöntem: Tanımlayıcı ve kesitsel nitelikteki bu çalışmada, literatür incelemesi sonucu elde edilen 19 soruluk anket formu katılımcılara online olarak gönderildi. Gerekli katılımcı sayısı, araştırma öncesinde evreni bilinen örneklem hesaplama formülü kullanılarak belirlendi. Anket formunu yanıtlayan 274 diş hekimi çalışmaya dâhil edildi. Veriler Statistical Package for the Social Sciences(SPSS) versiyon 23 ile analiz edildi. Bulgular: Katılımcıların %73,7'si profesyonel düzeyde YZ eğitimi almak istediğini, %70,8'i YZ'nın mesleki fırsatları artıracağını, %73,4'ü ise YZ'nın tedavi planlama aracı olarak kullanılabileceğini belirtmiştir. YZ'nın kesin bir tanı aracı olarak kullanılabilme potansiyelini erkekler istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek görmüşlerdir (p<0,05). Daha genç yaştaki hekimler (28,24+/-4,56) YZ'nın tıpta/diş hekimliğinde etik ilkeleri ihlal edebileceğini düşündüklerini belirtmişlerdir (p<0,001). Sonuç: Bu çalışma, diş hekimlerinin YZ uygulamalarına yönelik farkındalık ve tutumlarının genel olarak olumlu olduğunu göstermiştir. YZ'nın özellikle tedavi planlama ve tedavi kontrol aracı olarak potansiyel fayda sağlayacağı düşünülmektedir. Etik kaygılar, hasta mahremiyeti ve eğitim eksikliği önemli sınırlamalar olarak öne çıkmaktadır. Bu bulgular, YZ teknolojilerinin diş hekimliği pratiğine sürdürülebilir entegrasyonu için yapılandırılmış lisans/lisanüstü eğitim programlarının oluşturulması, sürekli mesleki gelişim programlarının yaygınlaştırılması, açık ve kapsamlı düzenleyici hukuki çerçevelerin belirlenmesi ile kanıta dayalı klinik rehberlerin geliştirilmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır.