TÜRKİYE PSİKİYATRİ DERNEĞİ DUYGUDURUM BOZUKLUKLARI ÇALIŞMA BİRİMİ DEPRESYON TEDAVİ KILAVUZU - III: DEPRESYON ALT TİPLERİNDE VE ÖZEL GRUPLARDA TEDAVİ YAKLAŞIMI, PSİKOTERAPİLER VE PSİKOSOSYAL GİRİŞİMLER

Ömer AYDEMİR, Fisun AKDENİZ, Burcu ÖZBARAN, Ceren Meriç ÖZGÜNDÜZ, Hakan KARAŞ, Halise DEVRİMCİ ÖZGÜVEN, Hazal YAĞMUR YILANCIOĞLU, Müge ALKAN, Özlem EKER, Ömer Faruk UYGUR, Safiye Zeynep TATLI, Simge UZMAN ÖZBEK, Şevin HUN ŞENOL, Vesile ŞENTÜRK CANKORUR, Yağmur KIR, Aslı Ceren HINÇ, Beyza ERDOĞAN AKTÜRK, İlkay KELEŞ ALTUN, Kaan KESKİN, Okan GÖRKEM, Rukiye TEKDEMİR, Ece Özlem ÖZTÜRK, İsmail BUÇGÜN, Deniz CEYLAN, Hidayet Ece ARAT ÇELİK, Mehmet Çağdaş EKER, Mete ERCİS, Şükrü Alperen KORKMAZ, Vesile ALTINYAZAR, Emre BORA

Türk Psikiyatri Dergisi - 2026;37(1):138-160

Manisa Celal Bayar Üniv. Tıp Fak., Psikiyatri Anabilim Dalı, Manisa

 

Bu kılavuz makalesinde majör depresif bozukluk (MDB) tedavisinde depresyon alt tiplerine, özel hasta gruplarına özgü farmakolojik yaklaşımları ve psikososyal girişimleri kanıt düzeyleriyle birlikte kapsamlı bir şekilde incelenmektedir. Depresyon alt tiplerinden psikotik depresyonda tedavide en yüksek kanıt düzeyine sahip yaklaşım, antipsikotik ile antidepresan kombinasyonu iken atipik depresyonda yeni araştırma eksikliğine rağmen, klasik monoamin oksidaz inhibitörleri (MAOI) plaseboya göre en belirgin etkinliği göstermiştir. Melankolik depresyonda ise seçici serotonin gerialım inhibitörlerine (SSRI) yanıtın düşük olduğu bulunmuştur. Trisiklik antidepresanlar (TCA) ve serotonin noradrenalin gerialım inhibitörleri (SNRI) öne çıkarken, bu popülasyonda düşük antidepresan yanıtı nedeniyle elektrokonvülsif terapinin (EKT) önemi fazladır. Çocuk ve ergenlerde hafif depresyonda ilk basamak, kanıta dayalı psikoterapilerdir (bilişsel-davranışçı terapi [BDT], kişilerarası ilişkiler terapisi [KİT]). Farmakoterapi gerektiğinde, sekiz yaş üzeri için Amerikan Gıda ve İlaç İdaresi (FDA) onaylı SSRI'lar ilk sırada önerilir; ancak intihar düşüncelerinde artış riski nedeniyle tedavinin ilk haftalarında yakın takip esastır. Yaşlılık döneminde ise antidepresan etkinliği 65 yaş sonrası azalır. Bilişsel-davranışçı terapi ve yaşamı gözden geçirme terapisi gibi psikoterapiler ile EKT ve transkraniyal manyetik uyarım (TMU) önemli tedavi seçenekleridir. Perinatal depresyonda ise gebelik veya emzirme dönemlerinde hafif ve orta şiddetteki depresyonda anne adayının tercihine bağlı olarak psikoterapi (BDT) önerilir. İlaç tedavisi kararı verilirken, tedavi edilmeyen depresyonun ve ilaçların risk-fayda dengesi dikkatle incelenmelidir. Eş tanılı durumlar bir diğer tedavi seçenekleri açısından önem gösteren depresyon gruplarıdır. Anksiyete bozuklukları eş tanısında SSRI/SNRI'lar ve BDT ilk tercih olarak öne çıkmaktadır. Alkol/madde kullanım bozukluğu eş tanısında çoğu olguda SSRI'lar ilk sırada önerilir. Eş zamanlı BDT veya motivasyonel görüşmeler gibi psikososyal girişimler farmakoterapiye eklenmelidir. Bedensel hastalıkların eş tanısında sistemlere göre ilaç seçimi yapılmaktadır. Psikoterapi seçenekleri incelendiğinde Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) ve Kişilerarası İlişkiler Terapisi (KİT), MDB tedavisinde en yüksek kanıt düzeyine sahip yaklaşımlardır. BDT, akut dönemde farmakoterapi ile benzer etkiye sahipken, uzun dönemde daha koruyucudur. Kronik depresyonda Bilişsel Davranışçı Analiz Sistemli Psikoterapi (BDASP), yinelemede ise Farkındalık Temelli-BDT (FT-BDT) önerilmektedir. İntihar depresyonun en önemli sorunudur. Hastanın intihar riski rutin olarak değerlendirilmeli; intihar davranışlarını azalttığı kanıtlanan antidepresanlar, gençlerde riski artırabildikleri için tedavinin ilk haftalarında yoğun takip altında kullanılmalıdır. Yaşam stili düzenlemeleri de var olan tedaviyi destekler. Akdeniz diyeti, düzenli egzersiz ve uyku hijyeni gibi yaşam stili düzenlemeleri, depresyon tedavisini destekleyen önemli yaşam tarzı uygulamaları arasındadır. Son zamanlarda kullanıma giren teletıp uygulamaları, yüz yüze tedavilere benzer etkinlik göstermekte ve tedaviye erişimi kolaylaştırmaktadır.