Orhan ÇAKIR, Necati BÜKECİK
Sağlık Akademisi Kastamonu - 2025;10(3):197-209
Son yıllarda Türkiye'de doğurganlık oranlarında dikkat çekici bir azalma gözlemlenmektedir. Türkiye İstatistik Kurumu'nun 2024 yılına ait verilerine göre, toplam doğurganlık hızı 1,48 seviyesine düşmüş ve bu durum nüfusun kendini yenileme eşiği olan 2,1'in oldukça gerisinde kalmıştır. Bu gelişme, uzun vadede iş gücü arzında daralma, sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliği konusunda sıkıntılar ve yaşlı nüfusa bağımlılık oranında artış gibi önemli demografik ve ekonomik sonuçlar doğurabilecek nitelikted ir. Türkiye'de doğurganlık oranlarındaki gerilemenin altında yatan temel nedenler; sosyoekonomik, kültürel, demografik ve yapısal boyutlarıyla bu araştırmada literatür incelemesi sonucunda araştırmacılar tarafından 5 ana tema ile ele alınmıştır. Özellikle kadınların eğitim seviyesindeki artış, iş gücüne katılımdaki yükseliş, kentleşme süreçleri, hayat pahalılığı, aile yapısında meydana gelen değişimler ve toplumsal değer yargılarındaki dönüşüm gibi etkenlerin doğurganlık üzerindeki etkileri güncel literatür çerçevesinde değerlendirilmiştir. Yapılan incelemeler, doğurganlık oranlarındaki azalışın çok katmanlı bir sürecin sonucu olduğunu göstermektedir. Bu bağlamda, sadece doğrudan nüfus politikaları değil; aynı zamanda sosyal devlet uygulamaları, toplumsal ci nsiyet eşitliğine yönelik politikalar ve ekonomik anlamda destekleyici önlemlerin de bu sürece müdahalede önemli rol oynayabilir. Araştırmanın sonucunda, politika yapıcılar için uygulanabilir önerilere de yer verilmiştir.