AYŞE KORKMAZ, ŞİRİN AYDIN, AYSU DUYAN ÇAMURDAN, NURULLAH OKUMUŞ, FATMA NEŞE ONAT, SEMA ÖZBAŞ, EMİNE POLAT, SALİHA ŞENEL, BAŞAK TEZEL, HASAN TEZER, MEHMET RIFAT KÖSE
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Dergisi - 2013;56(3):105-121
Bu çalışmada ülkemizde yaklaşık beş yıl önce T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Çocuk ve Ergen Sağlığı Daire Başkanlığı bünyesinde hizmete giren Bebek Ölümleri İzleme Sistemi kayıtları incelenerek bir yıllık dönemde bebek ölüm nedenlerinin incelenmesi, illerdeki Bebek Ölümleri İnceleme Kurulları ile ilgili tıbbi branşlardaki öğretim üyelerinden oluşan bir Çalışma Grubunun aynı hastalarda belirlediği temel, ara ve son ölüm nedenlerinin karşılaştırılması ve böylece Türkiyedeki Bebek Ölümleri İzleme Sisteminin güvenilirliği araştırılmıştır. Çalışmaya Sağlık Bakanlığı 2008 yılı Türkiye 0-1 yaş Bebek Ölümleri Veri Tabanından uygun örneklem ile seçilen 2046 vaka alındı. Ölüm nedenleri olarak TCSB Çocuk ve Ergen Sağlığı Daire Başkanlığı tarafından 2008 yılında yeniden hazırlanmış olan Perinatal ve Bebek Ölümleri Bilgi Formundaki tanılar kullanıldı. Vakaların hasta dosyaları ve tüm tıbbi belgeleri incelendi. Vakalar ölüm zamanına göre değerlendirildiğinde 1157si (%56.5) erken neonatal ölüm, 399u (%19.5) geç neonatal ölüm olmak üzere 1556sı (%76.1) neonatal ölüm, 490ı (%23.9) ise postneonatal bebek ölümü olarak belirlendi. İl Kurulu ve Çalışma Grubuna göre vakalardaki temel ölüm nedenleri incelendiğinde ilk sırada prematüritenin yer aldığı (sırasıyla %42.8 ve %45.0); ara ölüm nedenlerinde ilk sırada sırasıyla prematürite (%12.0) ve respiratuar distres sendromunun (RDS) yer aldığı (%17.3), son ölüm nedenlerinde ise ilk sırada RDSnin yer aldığı belirlendi (sırasıyla %24.8 ve %27.2). İl Kurulu ve Çalışma Grubu tanıları arasında vaka bazında uyum temel ölüm nedenlerinde % 76.4, ara ölüm nedenlerinde %34.3 ve son ölüm nedenlerinde ise %56.8 olarak hesaplandı. Sonuç olarak ülkemizde önümüzdeki yıllarda bebek ölüm hızının düşürülmesinde en etkili faktörün neonatal ölüm hızının düşürülmesi olacağı, bunun da esas olarak prematüreliğin önlenmesi ile sağlanabileceği açıktır. Bunun yanında kullanılan temel, ara ve son ölüm nedenleri tanı listelerinin sistematik ve etiyolojik nedenler belirlenerek yenilenmesi, il temelinde ölüm nedenlerinin daha doğru belirlenmesini sağlayabilir.