Emine YAYLALI, Şahincan ÜÇLER, Ülkü ÜSER, Fehmi TABAK
Viral Hepatitis Journal - 2026;32(2):66-75
Amaç: Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de damar içi madde kullanan (DİMK) kişilerde hepatit C virüsü (HCV) bulaşı ve hastalık ilerlemesini modelleyen matematiksel bir model geliştirmek ve tanı ile tedavinin iyileştirilmesinin 10 yıllık bir zaman ufkunda maliyet-etkililiğini değerlendirmektir. Gereç ve Yöntemler: Yıllık HCV prevalansı ve HCV'ye bağlı mortaliteyi, tanı ve tedavi yapılmayan senaryodan yüksek tanı ve tedavi kapsamına kadar uzanan dört farklı tanı ve tedavi kapsamı senaryosu altında tahmin etmek amacıyla dinamik bir kompartıman modeli geliştirilmiştir. Enfeksiyon kuvveti Bernoulli bulaş modeli kullanılarak tahmin edilmiş ve kompartıman modeline entegre edilmiştir. Test ve tedavi maliyetlerini içeren ekonomik sonuçlar ile önlenen enfeksiyon sayısı ve kaliteye uyarlanmış yaşam yıllarını (QALY) içeren sağlık sonuçları, 2020-2029 dönemi için her bir senaryo kapsamında projekte edilmiştir. Artan tanı ve tedavi oranları için artımlı maliyet-etkililik oranları (ICER) hesaplanmıştır. Bulgular: Tanı ve tedavi oranının tanı ve tedavi yapılmayan senaryoya kıyasla %25, %50 ve %75'e yükseltilmesi, 10 yıllık dönemde kümülatif HCV olgu sayısını sırasıyla %61, %91 ve %98 azaltmıştır. HCV'ye bağlı mortalite ise sırasıyla %58, %78 ve %86 oranında azalmıştır. Tanı ve tedavi kapsamının %0'dan %25'e çıkarılması, önlenen enfeksiyon başına 5.092 ABD doları ve kazanılan QALY başına 25.653 ABD doları ICER ile sonuçlanmıştır. Tanı ve tedavi kapsamının %25'ten %50'ye çıkarılması, önlenen enfeksiyon başına 880 ABD doları ve kazanılan QALY başına 4.715 ABD doları ICER sağlamıştır. Bununla birlikte, maliyet-etkililik sınırı analizinde orta senaryonun, daha düşük maliyetle daha fazla sağlık kazanımı sağlayan yüksek senaryo tarafından domine edildiği gösterilmiş; yüksek tanı ve tedavi kapsamı maliyet tasarrufu sağlayan strateji olarak belirlenmiştir. Sonuç: DİMK, HCV bulaş dinamiklerinde kilit bir risk grubunu oluşturmaktadır. Bu grupta tanı stratejilerinin geliştirilmesi ve tedaviye erişimin artırılması, Türkiye açısından maliyet-etkili, hatta maliyet tasarrufu sağlayan bir yaklaşım olabilir ve aynı zamanda Dünya Sağlık Örgütü'nün HCV eliminasyon hedeflerine ulaşılmasına önemli katkı sağlayabilir.