Tolgay ERCAN
Hacettepe Sağlık İdaresi Dergisi - 2026;29(3):573-594
Doğrudan Sağlık Profesyoneli İletişimleri (DHPC'ler), ilaç güvenliği risklerinin sağlık profesyonellerine iletilmesinde kullanılan önemli düzenleyici araçlardır. Bu çalışmanın amacı, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) tarafından yayımlanan DHPC'lerin içerik özelliklerini, yıllara göre dağılımını, terapötik alanlarını ve risk iletişimi yapısını analiz etmektir. Retrospektif ve tanımlayıcı nitelikteki bu doküman analizinde, 2008 -2025 yılları arasında yayımlanan DHPC'ler değerlendirilmiştir. DHPC'ler; yıllara göre dağılım, hedeflenen uzmanlık alanları, ATC sınıflandırması, risk kategorileri, güvenlik uyarılarının şiddeti, farmakovijilans bildirimine yönelik teşvikler, ürün güncellemeleri ve geri çekilme durumları açısından incelenmiştir. Toplam 225 DHPC analiz edilmiştir. DHPC sayılarının özellikle 2010 -2016 döneminde daha yüksek ve dalgalı bir seyir izlediği, 2019 sonrası dönemde ise daha düşük ve daha stabil bir dağılım gösterdiği belirlenmiştir. DHPC'ler 28 farklı uzmanlık alanına yönelik olup, en sık antineoplastik ve immünomodülatör ilaçlar (ATC L grubu), anti -infektifler ve sinir sistemi ilaçları için yayımlandığı görülmüştür. Güvenlik bildirimlerinin büyük çoğunluğunun ciddi ve yüksek önem düzeyindeki risk kategorilerinde yer aldığı saptanmıştır. Ayrıca DHPC'lerin yaklaşık %90'ında farmakovijilans bildirimine güçlü teşvik bulunduğu ve ürünlerin büyük bölümünün piyasada kalmaya devam ettiği, geri çekme oranlarının düşük olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak DHPC'ler, Türkiye'de ilaç güvenliği risk iletişiminin önemli bir bileşenini oluşturmakta ve özellikle yüksek riskli terapötik alanlara odaklanmaktadır. Bununla birlikte mevcut yapı büyük ölçüde içerik temellidir ve DHPC'ler çoğunlukla bildirim düzeyinde kalmaktadır. Bu nedenle DHPC'lerin klinik etkisi, okunma oranı ve sağlık profesyonellerinin davranış değişikliği üzerindeki etkisi bu çalışma kapsamında değerlendirilememektedir. DHPC sisteminin etkinliğini ortaya koymak için gerçek yaşam verilerine dayalı ve davranışsal çıktıları inceleyen ileri çalışmalara ihtiyaç vardır.