Türk Medline
ADR Yönetimi
ADR Yönetimi

TÜRKİYE'DE HDV'Yİ BULMAK VE DURUMUNU BELİRLEMEK: SITU(HD)VATION TÜRKİYE

Mustafa Kemal Çelen, Çiğdem Mermutluoğlu, Yeşim Taşova, İsmail Yıldız, Yakup Demir, Pınar Çakmak, Tuba Damar Çakırca, Ülkiye Yetim, Yaşar Bayındır

Viral Hepatitis Journal - 2025;31(3):78-85

Dicle University Faculty of Medicine, Department of Clinical Microbiology and Infectious Disease, Diyarbakır, Türkiye

 

Amaç: Hepatit delta virüsü (HDV) enfeksiyonu, hepatit B yüzey antijeni (HBsAg) pozitif bireylerde saptanabilmekte olup, siroz ve hepatoselüler karsinom gelişimi açısından diğer viral hepatitlere kıyasla daha yüksek riskle ilişkilidir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'nin Güneydoğu bölgesinde HDV prevalansını ve HDV ile enfekte hastaların klinik/histolojik durumlarını ortaya koymaktır. Gereç ve Yöntemler: Diyarbakır, Şanlıurfa, Batman ve Mardin illerinde görev yapan toplam 250 aile hekimine, HBsAg pozitif hastalarda HDV enfeksiyonunun önemi ve izlemi konusunda eğitim verilmiştir. Bu kapsamda, aile hekimliği izleminde bulunan 20.000 HBsAg pozitif hastanın prospektif olarak HDV açısından taranmasının gerekliliği vurgulanmıştır. Anti-delta pozitif saptanan hastalara ayrıca insan immün yetmezlik virüsü (HIV) testi uygulanmıştır. HDV pozitif olgular gastroenteroloji/enfeksiyon hastalıkları uzmanlarına yönlendirilmiştir. HDV pozitif hastalarda karaciğer sertlik ölçümü (LSM) ve kontrollü atenüasyon parametresi (KAP) değerleri Fibroscan(R) ile değerlendirilmiştir. Bulgular: Çalışmaya toplam 20.000 HBsAg pozitif hasta dahil edilmiştir. Hastaların yaş ortalaması 38,2 olup olguların %64,3'ü erkektir. HBsAg pozitif hastaların 1.019'unda (%5,1) anti-delta pozitifliği saptanmıştır. Anti-delta pozitif hastalar tanı ve izlem amacıyla uzman hekimlere yönlendirilmiştir. HDV-ribonükleik asit (RNA) >500 kopya/mL olan hasta sayısı 367 (%36) olarak belirlenmiştir. HDV pozitif 992 hastada M530 Fibroscan(R) cihazı ile titreşim kontrollü geçici elastografi uygulanarak LSM ve KAP düzeyleri değerlendirilmiştir. Karaciğer sirozu hastaların %5,5'inde saptanmıştır. Sirozu olan hastaların %92,8'inde HDV-RNA pozitifliği mevcutken, %71,4'ünde alanin aminotransferaz düzeyi üst normal sınırın üzerinde bulunmuştur. Delta hepatitli hastalarda ortalama LSM değeri 8,7 kPa iken, sirotik HDV enfeksiyonlu hastalarda ortalama LSM değeri anlamlı derecede daha yüksek saptanmıştır (17,2 kPa; p<0,05). Anti-delta pozitif 1.019 hastaya uygulanan HIV testinde 18 hastada (%1,8) HIV pozitifliği tespit edilmiştir. HIV pozitif hastaların %38,8'i intravenöz madde kullanımı öyküsü bildirmiştir. Hepatit B virüs+HDV+HIV koenfeksiyonu olan hastalarda KAP değerleri anlamlı derecede daha yüksek bulunmuş ve bu grupta metabolik disfonksiyonla ilişkili steatotik karaciğer hastalığı sıklığı %72,2 olarak saptanmıştır. Sonuç: Ülkemizin Güneydoğu bölgesinde HBsAg pozitif bireylerde anti-delta pozitifliği %5,1 olarak saptanmış, bu hastaların %5,5'inde siroz varlığı belirlenmiştir. HDV pozitif hastalarda HIV pozitifliği oranı %1,8 olup, özellikle intravenöz madde kullanan bireylerde HDV/HIV koenfeksiyonunun önemli bir sorun olduğu görülmüştür. HDV , ülkemizde klinik açıdan ciddi sonuçlara yol açabilen önemli bir halk sağlığı problemidir; bu nedenle HBsAg pozitif hastaların HDV açısından da sistematik biçimde değerlendirilmesi gereklidir.