Semahattin Serkan SEZER
Journal of Medical Topics and Updates - 2026;5(2):26-31
Amaç: İntiharın yıl içinde belirli aylarda yoğunlaştığı iyi bilinmektedir; ancak aya ve cinsiyete göre örüntüyü uzun bir gözlem süresi boyunca inceleyen çalışmalar, özellikle Doğu Akdeniz toplumlarında sınırlıdır. Bu çalışma, Türkiye'de 2007-2024 döneminde nüfusa ve ay uzunluğuna göre düzeltilmiş aylık intihar hızlarını tanımlamayı ve mevsimsel örüntünün kadınlar ile erkekler arasında farklılık gösterip göstermediğini incelemeyi amaçlamıştır. Materyal ve Metot: Bu retrospektif, gözlemsel çalışmada, Türkiye İstatistik Kurumu'nun ölüm ve ölüm nedeni istatistiklerine ilişkin kamuya açık toplulaştırılmış verileri kullanılmıştır. 2007-2024 yıllarına ait cinsiyete göre aylık intihar sayıları 432 gözlem oluşturmuştur. Aşırı dağılım nedeniyle Pearson ölçek düzeltmeli quasi-Poisson genelleştirilmiş doğrusal model kullanılmış; kişi-gün cinsinden maruziyet (cinsiyete özgü yıl ortası nüfus x aydaki gün sayısı) logaritmik offset olarak eklenmiş, takvim yılı kategorik değişken olarak kontrol edilmiştir. Ayxcinsiyet etkileşimi Wald testiyle sınanmış; aylar Bonferroni düzeltmeli ikili karşılaştırmalarla incelenmiş; 2009-2024 dönemi, COVID-19 yıllarının (2020-2021) dışlanması ile ayxdönem ve ayxCOVID etkileşimleri duyarlılık analizleri olarak yapılmıştır. Bulgular: Aylık intihar hızları anlamlı mevsimsel değişim göstermiştir (p<0.001): hızlar Nisan-Ağustos döneminde yükselmiş, en yüksek değere Haziran'da ulaşmış (Aralık'a göre insidans hız oranı [IRR]=1.22; %95 GA 1.15-1.30), Haziran ile Temmuz arasında fark saptanmamıştır (Bonferroni p=1.000). Erkeklerde intihar hızı kadınların 2.86 katıdır (%95 GA 2.78-2.94). Ayxcinsiyet etkileşimi anlamlı bulunmamış (p=0.371) ve bu sonuç 2009-2024 ile COVID hariç analizlerde değişmemiştir. Mevsimsel genlik 2016-2024 döneminde 2007-2015'e göre zayıflamış (p=0.013), zirve zamanlaması değişmemiştir. Sonuç: Türkiye'de intihar hızları, her iki cinsiyette benzer zamanlama ve biçimle, tutarlı bir geç ilkbahar-yaz yükselişi (Nisan-Ağustos, en yüksek Haziran) ve Kasım-Şubat dip dönemi göstermektedir. Bu bulgular, zamansal olarak planlanmış sağlık hizmeti öngörüleri için hipotez üreten niteliktedir ve hastane düzeyindeki yatış verileriyle doğrulanmayı gerektirir.