ŞAFAK ÖZER BALİN, MURAT ENEZ, AYHAN AKBULUT, MUHAMMET ÇALIK, BEKİR AKGÜN, FERHAT BALGETİR, HANEFİ YILDIRIM
Mikrobiyoloji Bülteni - 2022;56(4):755-762
Sistiserkoz, Taenia solium’un larva kistlerinin neden olduğu parazitik doku enfeksiyonudur. Hastalık birçok dokuyu etkilemekle birlikte, öncelikle beyin ve kasları etkiler. En yaygın formu ise nörosistiserkoz olup, T.solium kistleri ile insan santral sinir sistemi tutulumu için kullanılan bir terimdir. Nörosistiserkoz, dünyanın pek çok yerinde önemli bir halk sağlığı sorunudur. Özellikle T.solium tenyalarının yaygın olduğu Meksika, Orta Amerika, Güney Amerika, Güneydoğu Asya, Afrika, Çin, Hindistan ve Nepal gibi yerlerde prevalansı yüksektir. Son yıllarda sıklığı, endemik olmayan ülkelerde hem import hem de yerel olgular nedeniyle hızla artarken, yüksek oranda endemik olan bazı bölgelerde, muhtemelen daha iyi sanitasyon ve kamu bilincinin artması nedeniyle sayıların azaldığı görülmektedir. Türkiye’de ise son derece nadirdir. Sistiserkoz, genellikle tenya yumurtasını içeren suyun içilmesi ya da besinin yenilmesinden kaynaklanır. Klinik belirtiler tamamen asemptomatik enfeksiyondan ciddi hastalık veya ölüme kadar değişebilir. Enfeksiyon, merkezi sinir sisteminin herhangi bir bölümünü tutabilse de semptomatik hastalarda çoğunlukla spinal kord tutulumu, intraserebral lezyon, intraventriküler kist veya subaraknoid lezyon söz konusudur. İntraparenkimal serebral kist ise tipik olarak yavaş büyür ve enfeksiyonun başlamasından yıllar veya on yıllar boyunca minimal semptomlara neden olur. Tutulumun yeri ve yaşanan semptomlar, tanı ve tedavi yöntemini belirler. Semptomların ortaya çıkması sıklıkla bir tümörü düşündürür. Ancak bilgisayarlı tomografi veya manyetik rezonans görüntüleme ile sistiserkozdan şüphelenilir. Mevcut genel fikir birliği canlı parenkimal lezyonlar için antihelmintik ve kortikosteroid tedavisini desteklemektedir. Bu raporda, cerrahi olarak çıkarılarak histolojik inceleme yapılan tek beyin lezyonu olan bir nörosistiserkoz olgusu sunulmuştur. Hastanın dilde peltekleşme, dudakta ve sol yüzde uyuşma şikayetleri mevcuttu. Hastanın eşlik eden kronik hastalığı yoktu. Seyahat öyküsü ve domuz eti yeme öyküsü olmayıp, iki ay önce ölmüş domuzu parçalama şeklinde bir temas öyküsü bulunmakta idi. Beyin bilgisayarlı tomografi incelemesinde santral kitle saptanması üzerine hastaya cerrahi işlem uygulanmıştır. Biyopsi materyalinde T.solium’un larva evresinin tanımlanmasına dayanarak nörosistiserkoz tanısı konulmuştur. Birçok olguda parazitin histopatolojik olarak gösterilmesi mümkün olmamaktadır. Hasta deksametazon ve 1000 mg/gün albendazol ile başarıyla tedavi edilmiş olup hastanın izlemi devam etmektedir.