ÜÇÜNCÜ BASAMAK BİR MERKEZDE HİSTEROSKOPİK SEPTUM REZEKSİYONU SONRASI ÜREME VE OBSTETRİK SONUÇLAR: 10 YILLIK RETROSPEKTİF KOHORT ÇALIŞMASI

Melahat Gizem ÖZTÜRK, Karolin OHANOĞLU ÇETİNEL, Ali Galip ZEBİTAY

Türk Üreme Tıbbı ve Cerrahisi Dergisi - 2026;10(2):32-38

Medicana Bursa Hospital, Clinic of Obstetrics and Gynecology, Bursa, Türkiye

 

Amaç: Septat uterus, infertilite, tekrarlayan gebelik kaybı, preterm doğum ve malprezentasyon gibi olumsuz üreme sonuçlarıyla ilişkili en sık Müllerian anomalilerden biridir. Histeroskopik septum rezeksiyonu üreme sonuçlarını iyileştirmek amacıyla yaygın olarak uygulanmakla birlikte, özellikle farklı hasta alt gruplarındaki etkinliği halen tartışmalıdır. Bu çalışmanın amacı, üçüncü basamak bir merkezde histeroskopik uterin septum rezeksiyonu uygulanan kadınlarda üreme ve obstetrik sonuçları değerlendirmek ve farklı üreme alt grupları arasındaki sonuçları karşılaştırmaktır. Gereç ve Yöntemler: Bu retrospektif kohort çalışmasına 2010-2020 yılları arasında histeroskopik uterin septum rezeksiyonu uygulanan 174 kadın dahil edildi. Gebelik oranı, canlı doğum oranı, konsepsiyon şekli ve obstetrik sonuçlar değerlendirildi. Alt grup analizleri infertilite tipi ve olumsuz gebelik öyküsüne göre yapıldı. Bulgular: Genel gebelik oranı %63,2 idi [110/174; %95 güven aralığı (GA): 55,8-70,1] ve canlı doğum oranı %56,9 olarak bulundu [99/174; %95 GA: 49,5-64,1]. Üreme sonuçları; primer infertilite, sekonder infertilite ve abortus öyküsü olsun ya da olmasın preterm doğum öyküsü bulunan kadınlar arasında benzerdi. Gebeliklerin %52,7'si spontan konsepsiyon ile elde edildi. Rezidüel septum nedeniyle tekrar histeroskopi gereksinimi hastaların %13,8'inde görüldü ve bu durum üreme sonuçlarında anlamlı bir farklılık ile ilişkili değildi. Tekil canlı doğumlar arasında verteks prezentasyon çoğunluğu oluştururken, sezaryen doğum oranı %62,6 idi. Sonuç: Bu retrospektif üçüncü basamak merkez kohortunda histeroskopik septum rezeksiyonu sonrası kabul edilebilir gebelik ve canlı doğum sonuçları elde edilmiştir. Ancak kontrol grubunun bulunmaması ve olası seçim yanlılığı nedeniyle nedensel yorum yapılması sınırlıdır; prospektif kontrollü çalışmalara ihtiyaç vardır.