Gökhun AKKAN, Emre ÖZDEMİR
Ege Klinikleri Tıp Dergisi - 2026;64(2):249-254
Amaç: Kardiyak perforasyon, kardiyak implante edilebilir elektronik cihaz (CIED) implantasyonunun nadir görülen ancak potansiyel olarak hayatı tehdit eden bir komplikasyonudur. İnsidansı genellikle %1'in altında bildirilse de, etkilenen hastaların klinik ve laboratuvar profilini değerlendiren çalışmalar sınırlıdır. Bu çalışma, CIED ile ilişkili kardiyak perforasyon gelişen hastaların klinik ve laboratuvar özelliklerini, yönetimini ve klinik sonuçlarını değerlendirmeyi ve bu hastaları komplikasyonsuz kontrol grubuyla karşılaştırmayı amaçlamıştır. Metod: Bu tek merkezli, retrospektif olgu-kontrol çalışmasında, 2017-2023 yılları arasında CIED implantasyonu yapılan hastalar incelenmiştir. CIED ile ilişkili kardiyak perforasyon gelişen 25 hasta, implante edilen cihaz türüne göre eşleştirilmiş 25 komplikasyonsuz kontrol hastasıyla karşılaştırılmıştır. Demografik, klinik ve laboratuvar parametreleri kaydedilmiş; sistemik immün-inflamasyon indeksi (SII), monosit/lenfosit oranı (MLR), trombosit/lenfosit oranı (PLR) ve HDL/LDL oranı hesaplanmıştır. Grup karşılaştırmalarında Ki-Kare testi, Student t testi ve Mann-Whitney U testi kullanılmıştır. Bulgular: Gruplar yaş, cinsiyet, ejeksiyon fraksiyonu ve çoğu komorbidite açısından benzer bulunmuş, ancak koroner arter hastalığı alt gruplarının dağılımı farklılık göstermiştir (p=0,003). Beyaz küre sayısı, nötrofil sayısı, SII ve MLR perforasyon grubunda anlamlı olarak daha yüksek; lenfosit sayısı ve HDL düzeyi ise anlamlı olarak daha düşük bulunmuştur (tümü p<0,05). Perforasyon gelişen 25 hastanın 19'u (%76) konservatif olarak izlenmiştir. Sonuç: Tedavi stratejisi hastaya özgüdür ve karar verirken önemli veya ilerleyici perikardiyal efüzyon varlığı, belirgin lead disfonksiyonu olması ve devam eden antikoagülan ya da çift antiplatelet tedavi zorunluluğu olup olmadığı göz önünde tutulmalıdır.