MEHMET FATİH KARAKUŞ, HACER YAŞAR TEKE
Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Dergisi - 2024;32(3):111-117
Amaç: Adli tıp kliniği tarafından istenen ve kulak burun boğaz kliniği tarafından karşılanan konsültasyonlar, özellikleri ve raporlamada dikkat edilmesi gereken hususlar göz önüne alınarak literatür bulguları eşliğinde tartışıldı. Gereç ve Yöntemler: Sosyodemografik özellikleri ve içerikleri açısından retrospektif yöntemle incelenen olgular yüz-baş boyun bölgesine yönelik travma, otolojik semptomlara sahip, ek olarak basit tıbbi müdahale (BTM) ile giderilebilen ve BTM ile giderilemeyen yaralanmaya maruz kalmış olanlar olmak üzere gruplara ayrıldı. Bulgular: Değerlendirilen 134 olgunun yaş ortalaması 41,13±16,02 olup en genci 18, en yaşlısı 82 yaşında idi. Elli sekiz (%43,2) olgu BTM ile giderilebilir nitelikte yaralanmaya sahipti. Olguların 42’sinde (%31,3) yüz veya burun kemiklerinde kırık mevcuttu. Travmatik timpanik membran perforasyonu mevcut 10 (%7,5) olgu, timpanik membran perforasyonu bulunmamakla birlikte işitmenin değerlendirilmesi için 19 (%14,1) olgu, akustik travma açısından ise 9 (%6,7) olgu konsülte edilmişti. Sekel durumların değerlendirilmesi olay tarihinden ortalama 9,27±1,34 ay sonra olup, en kısa sürenin 7 ay en uzun sürenin ise 11 ay olduğu görüldü. Sonuç: Yüz ve burun kemik kırıklarında fizik muayeneye eşlik eden radyolojik görüntülemenin delil niteliğinde olduğu göz önüne alınmalı, klinik bulguların düzgün yorumlanmış görüntüleme yöntemleri ile desteklenmesi gerekliliği unutulmamalıdır. Raporların, Adli Tıbbi Rehber’deki kriterler eşliğinde doğru bir yaklaşımla düzenlenmesi, olguların işleyen yasal süreçte hak kaybına uğramaması ve hekimin eksik veya hatalı tıbbi uygulamalar sonucu ortaya çıkabilecek soruşturmalardan korunması açısından çok önemlidir.