PELİN ÇELİK, İCLAL AYRANCI SUCAKLI, GÜLSER ŞENSES DİNÇ, HALİL İBRAHİM YAKUT
Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıp Dergisi - 2020;53(3):148-154
AMAÇ: Çalışmanın amacı otizm spektrum bozukluğu (OSB) tanısı alan küçük çocukların klinik ve gelişimsel özelliklerini tanımlamak ve OSB’nin erken belirtilerini araştırmaktı. GEREÇ VE YÖNTEM: Ocak 2017-Mayıs 2019 tarihleri arasında, 4 yaş altında, otizm tanısı alan 134 çocuğun tıbbi kayıtları geriye dönük olarak incelendi. Yirmi dört aylık ve öncesinde tanı alan çocuklarla, 24 aylıktan sonra tanı alanların gelişimsel özellikleri karşılaştırıldı. BULGULAR: Çocukların 43’ü (%32,1) 24 aylık ve öncesinde, 91’i (%67,9) ise 24 aylıktan sonra otizm tanısı almıştı. Ebeveynlerin en sık başvuru yakınması konuşma gecikmesiydi (%46,2). Ebeveynlerin sadece %1,5’inin başvuru yakınmalarını kendiliğinden “otizm” olarak bildirdikleri, %73,9’unun ise öykü derinleştirildiğinde OSB ile ilgili kaygılarını dile getirdikleri saptandı. Ebeveynlerin OSB ile ilişkili kaygı bildirmesi (p=0,031) ve anne eğitim süresinin >8 yıl olması (p = 0,002) daha erken tanı ile ilişkili saptandı. Yirmi dört aylık ve öncesinde tanı alan çocuklarda, komut almada zorluk (p=0,012) ve hareket alanında gecikme (p=0,008) daha sıktı. Diğer OSB bulguları ve klinik özellikler ≤24 ay ve >24 ay tanı alan çocuklarda benzerdi. SONUÇ: OSB belirtileri yaşamın ilk 2 yılında ortaya çıkmaktadır. OSB tanısını 24 aylık ve öncesinde alan çocuklarda, alıcı dil ve hareket işlevlerinde zorluk daha sıktır. Ebeveynler OSB belirtilerini farketmelerine rağmen, endişelerini açıkça ifade etmeyebilirler. Çocuk hekimleri ailelerin gelişim ile ilgili kaygılarını dinlemek için onlara zaman ayırmalı ve OSB’nin erken belirtilerini farketmelidirler.