UMBİLİKAL ARTER DOPLER DALGA FORMLARININ ANALİZİ AĞIR DEMİR EKSİKLİĞİ ANEMİSİ OLAN GEBELERDE KAN TRANSFÜZYONU KARARI VERMEMİZE YARDIMCI OLUR MU?

ORHAN GELİŞEN, ERAY ÇALIŞKAN, DOĞAN CÜCELOĞLU, AKIN SİVASLIOĞLU, MÜLAZIM YILDIRIM, ALİ HABERAL

Gynecology Obstetrics & Reproductive Medicine - 2001;7(3):221-224

SSK Doğumevi Hast. Kadın Hastalıkları Ana BD., Ankara

 

Bu çalışma ağır maternal demir eksikliği anemisinin umblikal arter dopler dalga formuna etkisini araştırmak ve umblikal arter dopler dalga formunun kan transfüzyonu ihtiyacı olan hastaları belirlemede yararlı olup olmadığını araştırmak amacıyla planlandı. Vaka-kontrollü bir çalışma düzeninde ağır demir eksikliği anemisi için transfüzyon yapılan yirmibeş olgu (grup I), hemoglobin (Hb) seviyesi ³11 gr/dl olan 107 sağlıklı gebe ile karşılaştırıldı (grup II). Grup I' den transfüzyon öncesi ve sonrası elde edilen umblikal arter dalga formlarından hesaplanan sistol/diastole (S/D) oranları, hem grup içi değerlerle, hem de grup II' nin S/D oranı ile karşılaştırıldı. Ortalama 2.3±0.7 ünite kan transfüzyonu yapılarak grup I olguların Hb seviyesi 7.1±0.9 gr/dl' den 9.3±0.8 gr/dl' ye çıkarıldı. Transfüzyon sonrası grup I olguların S/D oranlarındaki düşüş istatistiksel olarak anlamlıydı (önce: 3.59±0.6, sonra: 2.7±0.6; p<0.05). Yapılan alt grup analizinde 20-26 hafta gebeliği olan grup I olguların S/D değerlerinin ne transfüzyon öncesi, ne de transfüzyon sonrası grup II olgulardan farklı olmadığı bulundu. Gebelik haftası 27-35 arası olan grup I olguların ise transfüzyon öncesi S/D oranları (m=3.64±0.6) aynı gebelik haftasındaki grup II olgulardan anlamlı olarak yüksekti (m=2.82±0.4; p<0.01). Transfüzyon sonrasında ise 27-35 haftalık gebeliği olan grup I olguların S/D oranlarının normalleştiği (m=2.62±0.6) ve grup II' den farklı olmadığı bulundu (m=2.82±0.4; p=0.07). Sonuç olarak ağır maternal demir eksikliği anemisinin fetus tarafından 26. gebelik haftasına kadar tolere edildiği bulundu. Gebelik haftası 27-35 arası olan olgularda ise orta derecede maternal anemik durum elde edilinceye kadar yapılacak kan transfüzyonunun umblikal arter kan akımın da normalleşmeye yol açtığı bulundu.