Türk Medline
ADR Yönetimi
ADR Yönetimi

UNESCO DÜNYA MİRASI SÜLEYMAN DAĞI'NDA GÖRÜLEN SAĞALTIM AMAÇLI KÜLT UYGULAMALAR

Ezgi Oya GÜMÜŞİ

Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Lokman Hekim Tıp Tarihi ve Folklorik Tıp Dergisi - 2026;16(1):204-215

Bağımsız araştırmacı

 

Amaç: Kırgızistan'daki Süleyman Dağı 2009'dan beri UNESCO Dünya Kültürel Miras Listesi'nde yer almakta olup halk tıbbı ile dini - kültürel inançların kesiştiği bir şifa mekânı olarak kabul edilmektedir. Bu araştırma, modern tıbbı tamamlayıcı nitelikteki k ült köke nli sağaltım ritüellerini inceleyerek bunların halk sağlığındaki işlevini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Yöntem: Alan araştırması kapsamında dağdaki kutsal alanlar gözlemlenmiş, sağaltım ritüelleri yerinde belgelenmiş ve elde edilen veriler literatürdeki a ntropolojik ve tıbbî bilgilerle karşılaştırılmıştır. Bulgular: Süleyman Dağı'nda sağaltım amaçlı uygulamalardan söz eden en eski kaynak, Fransız seyyah M. Bourdon'un 18801 tarihli eseridir. Alan araştırmaları, bu uygulamaların günümüzde de çeşitlenerek sü rdüğünü göstermektedir. Sağaltım ritüelleri, doğa unsurlarıyla bütünleşmiş halk tıbbı pratikleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Her biri belirli bir rahatsızlıkla ilişkilendiri lmektedir. Su kültü: Mağara sularını içme -> İçsel arınma, mide ve böbrek rahatsı zlıkları. Dağ kültü: Bedenin kaya yarıklarına sürtülmesi -> Baş, bel, eklem, omurga ağrıları. Taş kültü: Taşlara el sokma, çocuk yatırma -> Çocuk hastalıkları, korku, nazar. Ağaç kültü: Bez veya saç bağlama (saçı) -> Ruhsal sıkıntılar, doğurganlık arzusu. Ateş kültü: Tütsü ve kurban ritüelleri -> Cilt hastalıkları, kötü ruhlardan korunma. Ata kültü: Mağara içinde dua, dokunma, adak -> Manevi destek, doğurganlık, şifa dileme. Sonuç: Süleyman Dağı, halkın tıbbî ve manevi iyileşme arayışında "doğayla bütünleşik" bir terapi alanı işlevi görmektedir. Ritüeller , yalnızca fiziksel ağrılardan kurtulmayı değil, ruhsal dengenin yeniden kurulmasını, doğurganlık ve bereketin güçlenmesini, bi reyin atalarıyla manevi bağ kurulmasını sağlamaktadır. Bu yönüyle Süleyman Dağı, modern tıbbın yanında varlığını sürdüren, inanç, d oğa ve beden arasındaki kültürel sürekliliği temsil eden yaşayan bir halk sağlığı modeli olarak değerlendirilebilir.