Emre Nuri İGDE, Zuhal ÖZLÜOGLU İGDE, Burak TASTEKIN, Ramazan AKCAN, Aysun BALSEVEN ODABASI
Ulusal Travma ve Acil Cerrahi Dergisi - 2026;32(3):402-407
Hipoglossal sinir paralizisi klinikte ve adli travmatolojide nadir görülen bir durumdur. Sinir hasarı etiyolojisinde travma, malignite, otoimmünite ve cerrahi komplikasyonlar gibi çeşitli nedenler bulunmaktadır. Sinir paralizisine bağlı semptom ve klinik bulgular erken dönemde veya gecikmiş olarak gözlenebilir. Bu yazıda trafik kazası sonucu servikal 3.vertebrasında fraktür gelişen 44 yaşındaki kadın bir olgu sunuldu. Anterior cerrahi yaklaşımla servikal vertebrada iki segmentte anterior plak ile enstrümantasyon yapılmıştır. Disfaji ve yutma şikayetleri gelişen hasta maluliyet açısından tarafımızca değerlendirildi. Fizik muayenede, dil sol yarısında atrofi ve asimetrik görünüm tespit edildi. Nötral pozisyonda dil apeksinde sağ deviasyon ve fasikülasyon görüldü. Kaza sonrası 22. ayda gerçekleştirilen elektromiyografide sağ hipoglossal sinirde kronik aksonal hasar tespit edildi. Hastadaki semptom ve bulguların, trafik kazasıyla illiyet bağının olduğu değerlendirildi. Cerrahi işlem ve postoperatif dönemde gelişen ödemin bulguları şiddetlendirdiği düşünüldü. Hastada dil paralizisine bağlı fonksiyonel kaybın kalıcı olduğu ve gelişen dil paralizisinin Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre hastada %25 engel oranına neden olduğu belirlendi. Bu olgu sunumunda, servikal travma sonrası gelişen gecikmiş izole hipoglossal sinir paralizisinin tanısal, prognostik ve medikolegal değerlendirmesindeki zorlukların tartışılmasıyla birlikte sinir hasarının etiyolojisi, prognozu ve illiyet bağının belirlenmesinde kapsamlı ve multidisipliner yaklaşımın öneminin vurgulanması amaçlandı.