Gülin ACAR, Ersagun KARA, Hakan H. TÜZ
EurAsian Journal of Oral and Maxillofacial Surgery - 2025;4(4):84-89
Amaç: Unilateral kondiler hiperplazi (UCH), mandibular kondilin aşırı ve asimetrik büyümesiyle karakterize nadir görülen bir gelişimsel bozukluktur. Bu durum yüz asimetrisine, maloklüzyona ve temporomandibular eklem (TME) disfonksiyonuna yol açar. Bu çalışmanın amacı, hiperplastik kondillerde morfolojik ve konumsal değişiklikleri konik ışınlı bilgisayarlı tomografi (CBCT) ve tek foton emisyon bilgisayarlı tomografi (SPECT) sintigrafisi kullanarak analiz etmektir. Yöntemler: Geriye dönük gözlemsel bir çalışma, 21'i UCH tanılı hasta ve 14'ü sağlıklı kontrol olmak üzere toplam 35 katılımcı üzerinde gerçekleştirildi. Tüm hastalarda klinik muayene ve SPECT sintigrafisi ile UCH tanısı doğrulandı. Kondil morfolojisini ve konumsal farklılıkları değerlendirmek için CBCT görüntüleri elde edildi. Kondiler aks açısı (CAA), kondiler inklinasyon (CI), eklem aralığı boyutları, gonial açı (GA) ve ramus yüksekliği (RH) dahil olmak üzere doğrusal ve açısal ölçümler yapıldı. Hiperplastik, non-hiperplastik ve kontrol kondilleri karşılaştırmak için istatistiksel analizler gerçekleştirildi. Bulgular: Hiperplastik kondiller, non-hiperplastik kondillere kıyasla anlamlı derecede daha düşük CAA değerine sahipti (22,97 derece +/- 8,16; non-hiperplastik: 28,42 derece +/- 7,07, p = 0,026). Anterior eklem aralığı (AJS) hiperplastik kondillerde anlamlı olarak daha geniş bulundu (3,75 mm +/- 1,09, p = 0,001), buna karşın superior eklem aralığı (SJS) ve posterior eklem aralığı (PJS) anlamlı derecede daha düşüktü. Gonial açı ve ramus yüksekliği hiperplastik kondillerde, non-hiperplastik ve kontrol kondillere kıyasla anlamlı derecede daha büyük bulundu. Bu bulgular, hiperplastik kondillerin mediolateral genişlemeden ziyade baskın olarak süperoinferior yönde büyüme gösterdiğini düşündürmektedir. Sonuç: Bu çalışma, UCH ile ilişkili morfometrik varyasyonlara dair yeni veriler sunmakta ve Tip 1B kondiler hiperplaziye ilişkin geleneksel anlayışı sorgulamaktadır. Bulgular, her hastadaki özgün morfolojik ve konumsal adaptasyonların dikkate alınmasını gerektiren bireyselleştirilmiş tedavi yaklaşımlarının önemini vurgulamaktadır. Gelecek araştırmaların, tanı ve tedavi stratejilerini optimize etmek için 3D morfometrik analiz ve uzunlamasına çalışmalara odaklanması gerekmektedir.