Türk Medline
ADR Yönetimi
ADR Yönetimi

UŞAK EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ TIBBİ MİKROBİYOLOJİ LABORATUVARI'NA GÖNDERİLEN ANTİNÜKLEER ANTİKOR TESTİ SONUÇLARININ VE İMMÜNBLOT ANA PROFİL TESTİ İLE UYUMUNUN RETROSPEKTİF ANALİZİ

Betül GÜNAYDIN, Hüseyin Haydar KUTLU

Namık Kemal Medical Journal - 2025;13(4):427-433

Uşak Training and Research Hospital, Medical Microbiology Laboratory, Uşak, Türkiye

 

Amaç: Çalışmamızda antinükleer antikor indirekt immünofloresan (ANA-İİF) test istemiyle çeşitli kliniklerden gönderilen numuneleri retrospektif olarak tarayarak, ANA-İİF patern dağılımı, ANA-İİF ile anti-ekstrakte edilebilir antijen (anti-ENA) immünoblot testleri arasındaki uyumu değerlendirmeyi hedefledik. Gereç ve Yöntem: Otoimmün hastalık şüphesiyle Uşak Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Mikrobiyoloji Laboratuvarı'na 01.01.2023-31.12.2024 tarihleri arasında ANA-İİF test istemiyle çeşitli kliniklerden gönderilen 6980 numune verisi retrospektif olarak değerlendirmeye alınmıştır. Bu numunelerin ANA-İİF testleri ve beraberinde çalışıldıysa anti-ENA immünoblot test sonuçları değerlendirilmiştir. Anti-ENA immünoblot test panelinde yoğun ince benekli 70 (DFS70), histon, nükleozom, Sjögren sendromu antijeni-A, Sjögren sendromu antijeni-B, Mi-2, Ku, Ro-52, Scl-70, PM-Scl100, sentromer protein-B, Sm, nRNP/Sm, proliferasyon hücre nükleer antijeni, Jo-1, M2, ve ribozomal P proteinlerine karşı otoantikorlar araştırılmaktadır. Bulgular: Numunelerin %34,1'inde (2380/6980) çeşitli patern ve titrelerde ANA pozitifliği saptanmıştır. En sık gözlenen paternler sırasıyla; ince benekli (AC-4, %22,23), DFS (AC-2, %14,12) ve nükleoler (AC-8, AC-9, AC-10; %10) paternlerdir. ANA ile ENA test sonuçları arasında en yüksek uyum sentromer (AC-3) ve topoizomeraz I-benzeri (AC-29) paternlerde gözlenmiştir. İmmunblot testinde en sık saptanan otoantikor hedefleri DFS70 ve Mi-2 antijenleridir. Sonuç: Otoimmün hastalık şüphesiyle gönderilen örneklerde DFS70 otoantikorlarının belirgin oranda yer aldığı görülmüştür. Bu nedenle, DFS70 ve Mi-2 antijenlerini içeren test panelleri değerli olmakla birlikte, klinik verilerin de dahil edildiği daha kapsamlı çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır.