ÜST ÜRİNER SİSTEMDE İNTERSTİSYEL CAJAL HÜCRELERİNİN MORFOLOJİK ÖZELLİKLERİ VE DAĞILIMLARI

RADU-ALEXANDRU PRIŞC, ANDRADA LOGHIN, HOREA-GHEORGHE GOZAR, COSMİN MOLDOVAN, TEKLA MOSÓ, ZOLTÁN DERZSI, ANGELA BORDA

Türk Patoloji Dergisi - 2014;30(2):100-104

Departments of Pediatric Surgery and Orthopedics, University of Medicine and Pharmacy Tirgu-Mures, TIRGU MURES, ROMANIA

 

Amaç: İdrarın üreterden mesaneye doğru, peristaltik hareketler aracılığıyla iletilme mekanizmasının miyojenik bir kökeni vardır. Bu üreteropelvik otoritmisite, üst üriner kanalın proksimal kısımlarında yer alan, özelleşmiş, elektriksel olarak aktif, interstisyel Cajal hücreleri tarafından oluşturulur. Bu çalışmanın amacı; üst üriner kanalda interstisyel Cajal hücrelerinin yerleşimini ve dağılımlarını açıklamak ve bunların normal sayı ve morfolojilerinin analizini yapmaktır. Bu bir ön çalışmadır ve bu çalışma sayesinde ileride diğer üriner sistem patolojilerinde Cajal hücrelerinin yeri araştırılabilir. Gereç ve Yöntem: 13 otopsi olgusunun üriner kanalının farklı seviyelerinden örnekler alınmıştır. Klinik olarak kanıtlanmış böbrek hastalığı olan ve hematoksilen-eozin boyamayla gösterilebilen, böbrek veya üriner kanalda histolojik değişikliklerin olduğu örnekler çalışma dışı bırakılmıştır. İnterstisyel Cajal hücreleri CD117 antikoru ile immünohistokimyasal olarak gösterilmiştir. Bulgular: İnterstisyel Cajal hücreleri, immünoreaktiviteye işaret eden ince granüllü sitoplazmaları sayesinde belirlenmişlerdir. Bu hücreler iğsi veya yıldızsı şekilli olup hücrenin bir veya her iki kutbunda sitoplazmik uzantıları ve büyük oval bir çekirdekleri vardır. İnterstisyel Cajal hücrelerinin, kaliksler ve pelvis renaliste daha baskın olmakla birlikte tüm üst üriner kanal seviyelerinde yer aldığı gözlenmiştir. İnterstisyel Cajal hücreleri en çok müsküler tabakanın iki katmanı arasında ve kas demetlerinin arasında görülmüştür. Çoğunlukla bu hücreler kas liflerine paralel yerleşim göstermektedir. Sonuç: Çalışmamız, normal insan üriner kanalında interstisyel Cajal hücrelerinin tespit edilme yöntemini göstermektedir. Bu çalışmanın sonuçları, bu hücrelerin vesikoüreteral reflü, üreteropelvik bileşke darlıkları ya da obstrüktif megaüreter gibi farklı konjenital patolojilerde, sayı, morfoloji ve lokalizasyonlarının belirlenmesine katkıda bulunabilir.