Shaghayegh SALJOUGHI, Hasan DANA, Mahtab NOROUZI, Hossein Shahraki GHADIMI, Marzieh GHASEMI, Mansooreh ZARGAR, Mohsen SARAVANI
Turkish Journal of Obstetrics and Gynecology - 2026;23(2):115-121
Amaç: Sağlık sistemleri için önemli bir sorun olan preeklampsi (PE), gebeliğin hipertansif bir bozukluğudur. Bazı çalışmalar, uzun kodlayıcı olmayan ribonükleik asitlerin maternal vasküler düz kas hücrelerinin ve trofoblastların biyolojik davranışlarını düzenleyerek PE patogenezinde önemli bir rol oynadığını öne sürmüştür. Bu çalışmada, maternal eksprese edilen gen 3 (MEG3) rs4081134 gen polimorfizminin PE'ye yatkınlık üzerindeki etkisi değerlendirilmiştir. Gereç ve Yöntemler: Yüz otuz PE hastası ve normal gebelik sonuçlarına sahip 140 normotansif hamile kadından oluşan bir olgu-kontrol çalışması yürütüldü ve genotip analizi polimeraz zincir reaksiyonu-restriksiyon fragment uzunluk polimorfizmi yöntemi kullanılarak gerçekleştirildi. Bulgular: Resesif model altında AA genotipi ile PE riski arasında bunların preeklampsi gelişimine karşı koruyucu faktörler olarak işlev görebileceğini gösteren anlamlı bir ilişki saptandı. Diğer genotipler, genetik modeller veya alel dağılımları ile preeklampsi riski arasında anlamlı bir ilişki saptanmadı. Ek olarak, preeklampsi tanısı konmuş hamile kadınlarda, yenidoğan doğum ağırlığı ile MEG3 genindeki rs4081134 polimorfizmi arasında dikkat çekici bir korelasyon gözlemlendi. Sonuç: AA genotipi ve MEG3 rs4081134 gen polimorfizminin resesif modeli ile preeklampsi gelişimi arasında anlamlı bir ilişki bulduk. Preeklampsi tanısı konmuş kadınlarda, MEG3 rs4081134 gen polimorfizmi yenidoğan doğum ağırlığı ile anlamlı bir şekilde ilişkiliydi.