ANWARBAİG CHANDBAİG MIRZA, SHİTAL SHARAD PANCHAL
Turkish Journal of Pharmaceutical Sciences - 2020;17(4):432-439
Amaç: Vanilik asit (VA) fenolik asit yapsında tat verici bir ajandır ve ferulik asidin vanilin dönüşümü sırasında oluşan bir ara yan üründür. Çeşitli farmakolojik etkiler için araştırılmış ve yıllardan beri Çin tıbbında kullanılmaktadır. Ancak, uzun süreli kullanımı için toksisite mekanizması veya güvenliliği ile ilgili bilgi literatürde mevcut değildir. Bu çalışma sadece farmakolojik profile hakkında bilgi sağlamakla kalmayacak, aynı zamanda kanıta dayalı farmakoterapötik kullanımı hakkında da bilgi verecektir. Bu nedenle, subakut bir toksisite çalışması yapılmıştır. Gereç ve Yöntemler: Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü Test Kılavuzu 407 (2008)’e göre, 12 sıçan (6 erkek ve 6 dişi) rastgele bir şekilde 3 gruba ayrılmıştır. Subakut toksisite için sınır testi yapıldıktan sonra doza karar verilmiştir. VA (1000 mg/kg/gün) uygulama grubuna 2 hafta boyunca oral yoldan uygulanırken kontrol grubuna eşdeğer hacimde taşıyıcı verilmiştir. Tersinirliği değerlendirmek için, uydu grubuna 2 hafta boyunca VA (1000 mg/kg/gün, p.o) uygulanmış ve hayvanlar tedaviden sonra 2 hafta daha gözlenmiştir. Advers belirtiler, vücut ağırlığındaki değişiklik ve mortalite çalışma süresi boyunca değerlenmiştir. On beşinci ve 29. günlerde, gerekli biyokimyasal ve hematolojik parametreleri değerlendirmek için kan alınmıştır. Takiben hayvanlar tartılmış ve öldürülmüştür. İç organ ağırlıkları kaydedilmiş, gros nekropsi ve histopatolojik çalışmalar yapılmıştır. Bulgular: Uydu grubunda hematolojik parametreleri artmış ve serum sodyum düzeyi uygulamadan sonra azalmıştır. Uydu gruplarında kontrol grubuna kıyasla biyokimyasal parametrelerde başka bir önemli değişiklik görülmemiştir. Ayrıca, rölatif organ ağırlığı, gros nekropsi incelemeleri ve iç organların histopatolojik yapısı önemli bir değişiklik göstermemiştir. Sonuç: Hematolojik ve biyokimyasal değerlendirmeler, gros nekropsi ve histopatolojik çalışmalardan da görüldüğü üzere, VA lökopoez, eritropoez ve iç vücut organları üzerinde olumsuz bir etki göstermemiştir. Serum sodyum düzeyindeki düşüş majör bir toksik etki olarak değerlendirilmemiştir