FATMA KACAR, ESMA EROĞLU, ARZU TARAKÇI, FATMA DERİN ÇÖLKESEN, ŞULE ÖZDEMİR ARMAĞAN, SELVER CAN
Türk Yoğun Bakım Dergisi - 2022;20(1):44-50
Amaç: Son yıllarda vankomisin dirençli enterekok (VRE) enfeksiyonları özellikle yoğun bakım ünitelerinde (YBÜ) sık karşılaşılan nozokomiyal enfeksiyon etkenleri arasındadır. Çalışmamızda hastanemizde yatan hastalardan, hastane enfeksiyonu (HE) etkeni olarak izole edilen enterokokların direnç oranlarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Konya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde beş yıllık süreçte yatan hastalarda enterokoklara bağlı HE’lerinin kaynağı ve direnç oranları retrospektif olarak irdelenmiştir. Bu hastaların belirlenmesinde YBÜ izlem formları, Ulusal Hastane Enfeksiyonları Sürveyans Sistemi verileri dikkate alınmıştır. HE’leri “Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi” (Centers for Disease Control and Prevention) tanı kriterlerine göre tanımlanmış, tüm örnekler konvansiyonel kültür yöntemleri ile değerlendirilmiştir. Bulgular: Hastanemizde kayda alınan tüm nozokomiyal enfeksiyonlarda (2.835) etkenlerin %6,24’ü (177) enterokok spp.’ye bağlı bulundu. Enfeksiyonların %54,8’i (97) YBÜ, %45,2’si (80) servislerde yatmakta idi. Enterokokların %57,63’ü (102) idrarda, %27,11’i (48) kanda, %13,56’sı (24) yaranın sürüntü kültürlerinde üredi. Enterokoklara bağlı nozokomiyal enfeksiyon kabul edilen hastaların 7 tanesinde etken VRE idi. VRE oranı tüm (2.835) nozokomiyal enfeksiyonlar arasında %0,24, enterokoklara bağlı nozokomiyal enfeksiyonlar içinde ise %3,4 olarak bulundu. VRE enfeksiyonlarının 1’i kan dolaşımı, 6’sı idrar yolu enfeksiyonu olarak kaydedilmişti. VRE’lerin tümü Enterococcus feacium (%100) olarak saptandı. Hastalarda en sık rastlanan risk faktörleri ileri yaş, üriner ve santral venöz kateter kullanımı, akut böbrek yetmezliği veya kronik böbrek yetmezliği idi. VRE enfeksiyonu öncesinde glikopeptit kullanımı %42,85 olup, hastaların %100’ü önceden 3. kuşak sefalosporin kullanmıştı. Sonuç: Enterokokların yol açtığı enfeksiyonlarda etkenlerin izolasyonu, doğru tanımlanması ve antibiyotik duyarlılıklarının belirlenmesi ne kadar öncelikliyse, bu bakterilere ilişkin antibiyotik duyarlılık profillerinin izlenmesi de o denli yaşamsal önem taşımaktadır.