VASKÜLER BEHÇET HASTALIĞINDA OLASI PREDİKTİF FAKTÖRLER, KLİNİK KARAKTERİSTİKLER VE MEDİKAL TEDAVİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: TEK MERKEZDEN GERÇEK YAŞAM VERİLERİ

ABDULVAHAP KAHVECİ, ZEYCAN KÜBRA CEVVAL

Hitit Medical Journal - 2024;6(3):281-288

 

Amaç: Bu çalışmanın amacı vasküler tutulumu olan Behçet hastalarının tutulum paternlerini, prediktif faktörleri ve tedavi seçimlerini ortaya koymaktır. Gereç ve yöntem: Bu çalışmaya merkezimizde takipli 28’i vasküler tutulumlu olan 123 Behçet hastası retrospektif olarak dahil edildi. Hastaların vasküler tutulum paternleri diğer klinik karakteristikleri ve komorbid durumları ile sunuldu. Hastaların kullandıkları ilaçlar ilk başlanılan ajan, mevcut kullanılan ajan, kullanım süresi ve ilaçta kalım değişkenlerine göre analiz edildi. Bulgular: Vasküler tutulumu olan Behçet hastalarında erkek cinsiyet oranı, vasküler tutulum olmayanlara göre istatistiksel olarak yüksekti (%60,7 vs. %37,9; OR=2,82(1,17-6,77); p=0,018). Her iki grupta Behçet klinik tutulumları, sigara içimi ve komorbidite frekansları benzer bulundu. En sık görülen vasküler Behçet subtipi derin ven trombüsü (18; %64,2) olup onu sırasıyla süperfisyal tromboflebit (5; %17,8), nörovasküler tutulum (5; %17,8), kardiyo-aortik (2; %7,1) ve pulmoner arteriyel tutulum (2; %7,1) izledi. Vasküler Behçet’te en sık tercih edilen immunsupresifler azatioprin, glukokortikoid, siklofosfamid olup antikoagülan tedavi hastaların %67,8 (19; 28)’inde ilk vasküler olayda başlanmıştı. Sonuç: Bu çalışmada erkek cinsiyetin Behçet hastalığına bağlı vasküler tutulumu predikte ettiği gösterildi. Derin ven trombüsü en sık görülen vasküler Behçet subtipiydi. Vaskülo-Behçet’te immunsupresif ilaçlar ana tedavi olmasına rağmen hastaların büyük bir kısmı ilk atak sonrası antikoagülan tedavi de almıştı.