VULVAR BAZAL HÜCRELİ KARSİNOM: DÖRT OLGULUK BİR SERİ VE NARRATİF DERLEME

Taha Berk Çimen, Onur Can Zaim, Bilal Esat Temiz, Ali Can Güneş, Murat Gültekin

Türk Jinekolojik Onkoloji Dergisi - 2025;25(3):130-135

Hacettepe Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı, Jinekolojik Onkoloji Cerrahisi Bilim Dalı, Ankara, Türkiye

 

Amaç: Vulvar bazal hücreli karsinomlar, oldukça nadir olan vulvar malignitelerin %5'inden azını oluşturan tümörlerdir. Klinik olarak yavaş ilerleyen ve çoğunlukla ülseratif ya da vejetatif lezyonlar şeklinde ortaya çıkan bu tümörler benign dermatozlarla ve vulvanın diğer maligniteleriyle kolaylıkla karışabilmekte ve bu nedenle klinik yönetim açısından gecikmeler yaşanabilmektedir. Histopatolojik değerlendirme sonucunda vulvar bazal hücreli karsinom tanısı alan hastalarda her ne kadar metastaz ve rekürrens riski düşük olsa da uygun cerrahi yaklaşım ile yönetimin planlanması bu risklerin minimalize edilmesi açısından önemli bir rol oynamaktadır. Bu çalışmanın amacı, merkezimizde tanı alan dört vulvar bazal hücreli karsinom olgusunun klinik yönetimini ve kısa dönem sonuçlarını literatür verileri ile karşılaştırmalı olarak ele almak ve oldukça nadir görülen bu vulvar malignite alt tipine yönelik bir derleme sunmaktır. Olgu Sunumu: Çalışmamızda 2020 - 2024 yılları arasında üçüncü basamak jinekolojik onkoloji merkezimizde vulvar bazal hücreli karsinom tanısı alan dört hasta retrospektif olarak incelenmiştir. Hastaların demografik ve klinikopatolojik özellikleri değerlendirmeye alınarak elde edilen veriler literatür ile karşılaştırmalı olarak yorumlanmıştır. Tartışma ve Sonuç: Hastalarımızın yaş aralığı, lezyon süre ve yerleri, histolojik alt tipleri literatürden elde edilen verileri destekler niteliktedir. Hastaların cerrahi yönetiminin negatif sınırlar ile tamamlanmış olması ve kısa dönem takiplerinde rekürrens ile karşılaşılmamış olması literatürde önerilen yönetimsel esaslarla paralellik göstermektedir. Her ne kadar literatürde tanımlanmış vaka serileri olsa da vulvar bazal hücreli karsinomların yönetimi açısından doğrudan bir standart bulunmamaktadır. Bu nedenle, bu nadir tümörün klinik ve patolojik özelliklerinin daha net ortaya konabilmesi için, çok merkezli ve geniş hasta serilerini içeren çalışmalara gereksinim duyulmakta olup çalışmamız bu amaca yönelik literatüre katkı sağlamaktadır.