Nazım NASUHBEYOĞLU, İbrahim TOPÇU
Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Lokman Hekim Tıp Tarihi ve Folklorik Tıp Dergisi - 2026;16(1):95-109
Amaç: Çiçek ve kızamık, yüksek bulaşıcılıkları, ölüm ve kalıcı sekellere yol açmaları nedeniyle tarih boyunca toplumları derinden etkilemiş hastalıklardır. Bu çalışma, Osmanlı klasik dönemine ait Türkçe tıp yazmalarında birlikte ele alınan çiçek ve kızamık hastalıklarına ilişkin tanı ve tedavi yaklaşımlarını tarihsel olarak humoral tıp anlayışı çerçevesinde incelemeyi ve bunları günümüz tıbbı ışığında değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma, XIV. - XVII. yüzyıllar arasında telif veya tercüme edilmiş Osmanlı Türkçesi tıp yazmalarının Latin harflerine transkribe edilmiş nüshaları üzerinde yürütülmüştür. Bu kapsamda YÖK Ulusal Tez Merkezi, üniversite kütüphaneleri ve dijital kütüphanelerden toplam 51 eser belirlenmiş; bu eserlerde "çiçek, cüderî, kızamık, hasbe" anahtar kelimeleri taranarak elde edilen veriler içerik analizi yöntemiyle değerlendirilmiştir. Bulgular: Osmanlı tıp metinlerinde çiçek ve kızamık hastalıkları çoğunlukla birlikte ele alınmış; çiçek demevî, kızamık ise safravî mizaca bağlı döküntülü hastalıklar olarak tanımlanmıştır. Döküntülerin rengi, şekli ve yayılımı, hastalığın seyri açısından belirleyici kabul edilmiştir. Siyah, mor veya hemorajik döküntüler kötü prognozla ilişkilendirilmiştir. Tedavide erken dönemde fasd ve hacamat önerilmiş, döküntülerin gecikmesi halinde ise terletici yöntemlere başvurulmuştur. Komplikasyonların önlenmesine özel önem verilmiş; iz bırakma riskine karşı çeşitli merhemler, göz tutulumu ve körlük riskini azaltmak amacıyla bitkisel ve mineral kökenli preparatlar kullanılmıştır. İncelenen yazmalarda çiçek aşısı (variolasyon) uygulamasına dair herhangi bir bilgiye rastlanmamıştır. Sonuç: İncelenen yazmalarda çiçek ve kızamık hastalıklarına dair belirtiler ile komplikasyonlar, modern tıbbî bilgilerle büyük ölçüde örtüşmektedir. Özellikle çiçek yaralarına karşı önerilen bitkisel, hayvansal ve mineral kökenli devaların etkilerinin farmakolojik yöntemlerle araştırılması, bu tedavilerin terapötik potansiyelini somut biçimde ortaya koyabilir. Osmanlı tıbbı, sahip olduğu zengin devâ külliyatıyla yalnızca tarihî bir miras değil; aynı zamanda disiplinlerarası yaklaşımlarla yapılacak çalışmalar sonucunda fitoterapi ile geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarına katkı sunabilecek dinamik bir bilgi sistemidir.