H KADİRCAN KESKİNBORA, FAHRİYE KAMER ARAS, SEVTAP YILDIRIR
Lokman Hekim Dergisi - 2018;8(1):82-90
Balkan Harbi, Türkiye Tarihi açısından bir dönüm noktasıdır. Milli Mücadele 1912de başlamış ve ulusal kimlik Balkan Harbiyle gündeme gelmiştir. Bu savaşta Balkanlarda büyük miktarda toprak yitirilmiştir. Osmanlının Avrupadaki kimliğinin silinmesiyle beraber getirdiği sonuçlardan diğer biri de dikkatlerin Anadoluya dönmesi, Türk Milliyetçiliğinin ön plana çıkmasına sebep olmuştur. Aralıklı olarak devam eden sert ve kanlı çatışmalardan oluşan Balkan savaşları Bulgaristan, Yunanistan, Sırbistan ve en son Karadağın katılmasıyla 8 Ekim 1912 tarihinde Osmanlı İmparatorluğuna savaş ilanıyla başladı, 30 Eylül 1913te İstanbul anlaşmasıyla sona erdi. Osmanlı Ordusu Sırbistan-Bulgaristan sınırı, Karadağ cephesi ve Epir (Yanya)-Teselya cephesinde çarpışacak üç kolordudan oluşuyordu. Trablusgarp Savaşından yeni çıkan Osmanlı Ordusu mali ve askeri bakımdan büyük sıkıntı içinde olup, ordunun stokları yetersiz, silah ve malzeme eksikliği had safhadaydı. Yanya cephesi, üç kuşatma (Edirne-İşkodra-Yanya) içinde, kuşatılan Osmanlı şehirleri içerisinde ilk düşeniydi. Yunan ordusu, Yanyada güçlü Osmanlı direnişiyle karşılaşmasına rağmen gaip gelmeyi başardı. Osmanlı Cephesinde malzeme ve silah eksikliğinin yanında yeterli beslenmenin olmaması nedeniyle her gün açlıktan yüzlerce asker ölüyor, hastalıklar ve hastalar günden güne artıyordu. Harp sırasında birçok yaralı ve hastanın tedavisi için organize edilen sağlık hizmetlerinin başına Bağımsız Kolordu Başhekimi Süleyman Numan Bey tayin edilmişti. Dr.Süleyman Numan, 1890 yılında Askeri Tıbbiyeden mezun oldu. 1894 yılında Almanyaya giderek 6 yıl Berlin 1. Dahiliye kliniğinde V.Leydenin yanında asistan olarak görev aldı. 1900 yılında İstanbula geri dönerek Gülhane Askeri Hastanesi Dahiliye kliniğinde görevine devam etti. Araştırıcı ruhluydu, öğrencilerinin iyi eğitim almaları için sürekli hasta yanında sorular sorarak onları düşünmeye ve araştırmaya sevk ederdi. İyi bir Tıp Tarihi bilgisine de sahip olan Dr. Süleyman Numanın kendisine göre ince buluşları ve hükümleri vardı. Onun için hastalık değil hasta önemliydi. Yanya kalesinde görev alan hekimlerin her birinden azami şekilde yararlanmaya özen gösteren Dr. Süleyman Numan, askerler arasında görülen bulaşıcı hastalıklara karşı tedbiri göz önünde bulundurarak şüpheli gördüğü olguların incelenmesi için güvenilir laboratuvarlardan yararlandı. Yanya kalesinde, şehirde ve cephede sağlık işlerini sonuna kadar büyük ciddiyetle devam ettirdi. Savaş başlangıcından sonuna kadar şehirde hastaların kalabileceği 25den fazla çeşitli özellikte ve büyüklükte evler açtı, hasta yatağı sayısı 6.697ye ulaştırdı. Osmanlının yenilgisiyle sonuçlanan savaşın sonunda yaralı ve hastaların tedavisini tamamladı, ağır olanların tahliyesini sağladı ve İstanbuldaki görevine döndü.