Dilara DOĞANAY, Kardelen Büşra EGE GÜNDÜZ
Haliç Üniversitesi Sağlık Bilimleri Dergisi - 2025;8(3):1-18
Sürdürülebilir beslenme, küresel gıda güvenliğini sağlamak, çevreyi korumak ve toplum sağlığını geliştirmek adına hayati bir yaklaşımdır. Bu yaklaşım, düşük çevresel etkiye sahip, sağlık açısından faydalı ve gelecek nesillerin ihtiyaçlarını gözeten beslenme modellerine odaklanır. Akdeniz, Nordik, DASH ve vejetaryen/vegan diyetler gibi sürdürülebilir beslenme modelleri; bitkisel bazlı besinleri, mevsimsel ve yerel ürünleri, et tüketiminin azaltılmasını ve işlenmiş gıdalardan kaçınmayı teşvik eder. Bu diyetler bireysel sağlığı desteklemesinin yanı sıra, aynı zamanda sera gazı emisyonlarını, su kullanımını ve toprak bozulmasını azaltarak çevresel sürdürülebilirliği de destekler. Alternatif protein kaynakları ise sürdürülebilirlik hedefleri açısından giderek önem kazanmaktadır. Bitkisel proteinler (baklagiller, soya, kuruyemişler), tek hücreli proteinler (alg, mantar ve bakterilerden elde edilenler) ve yenilebilir böcekler, geleneksel hayvansal proteinlere çevre dostu ve kaynak verimli alternatifler sunar. Ancak sürdürülebilir beslenme alışkanlıklarının benimsenmesi çeşitli engellerle karşılaşmaktadır. Farkındalık eksikliği, ekonomik sınırlılıklar, erişilebilirlik sorunları ve kültürel direnç bu geçişi zorlaştırmaktadır. Bu zorlukların aşılması için kamu eğitimi, politika desteği ve gıda üretiminde yenilikçi çözümler şarttır. Sürdürülebilir beslenme, yalnızca bir sağlık stratejisi değil, aynı zamanda iklim değişikliği ve çevresel bozulmaya karşı güçlü bir yanıt niteliğindedir.