İbrahim H. KAYRAL
Geriatrik Bilimler Dergisi - 2026;9(1):104-114
Amaç: Bu sistematik derlemede, sanal gerçeklik (VR) temelli müdahalelerin yaşlı bireylerde ve düşme riski yüksek yetişkin popülasyonlarda prospektif olarak kaydedilmiş düşme sonuçları üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir. Gereç ve Yöntem: Ocak 2015 ile Aralık 2025 tarihleri arasında yayımlanan randomize kontrollü çalışmalar için PubMed ve Scopus veri tabanlarında sistematik tarama yapılmıştır. Dahil edilme kriterleri; >=60 yaş yetişkinler veya düşme riski yüksek olarak tanımlanan popülasyonlar (örneğin, düşme insidansının arttığı nörolojik hastalıklar), düşme önleme, denge, yürüme veya mobiliteyi hedefleyen VR temelli veya etkileşimli sanal eğitim müdahalesi, karşılaştırma grubu ve prospektif olarak raporlanmış düşme sonuçları (örneğin düşme insidansı, düşme oranı, düşen birey oranı veya insidans oranı) olarak belirlenmiştir. Toplam altı randomize ve RKÇ-türevi çalışma dahil edilmiştir. Müdahale türleri, düşme sonuç tanımları ve takip sürelerindeki heterojenite nedeniyle meta analiz yapılmamış; bunun yerine yapılandırılmış anlatımsal sentez uygulanmıştır. Yanlılık riski, Cochrane RoB 2 aracı kullanılarak değerlendirilmiştir. Bulgular: Altı randomize ve RKÇ-türevi rapor dahil edilmiştir; örneklem büyüklükleri 26 ile 302 katılımcı arasında, mevcut takip süreleri ise 3 ile 12 ay arasında değişmiştir. Dahil edilen müdahaleler çoğunlukla yürüme, denge veya bilişsel-motor görevlerle entegre edilmiş immersif olmayan VR ya da etkileşimli sanal eğitim sistemlerine dayanmaktadır. Düşme sonuçları; düşme insidansı, düşme oranı, düşme sıklığı, düşme sayısı ve insidans oranı gibi farklı ölçütlerle raporlanmıştır. En olumlu etki sinyalleri, bilişsel-motor görevlerle birleştirilmiş bant üzerinde yürüme eğitimine entegre immersif olmayan VR sistemlerinde gözlenmiştir. Hiçbir çalışma yüksek yanlılık riski olarak değerlendirilmemiştir. Sonuç: VR temelli müdahaleler, özellikle yapılandırılmış yürüme eğitimi içinde bilişsel-motor gereksinimleri entegre eden immersif olmayan sistemler kullanıldığında, yaşlı ve düşme riski yüksek yetişkinlerde düşmeyi önlemeye katkı sağlayabilir. Bununla birlikte, çalışma sayısının sınırlı olması, müdahale tasarımları ve düşme sonuçlarının raporlanmasındaki heterojenlik ile takip sürelerinin görece kısa olması nedeniyle bulgular dikkatli yorumlanmalıdır. Gelecek pragmatik randomize çalışmalarda standart düşme tanımları kullanılmalı ve prospektif olarak kaydedilmiş düşme insidansı veya düşme olayı temelli sonuçlar birincil sonlanım olarak değerlendirilmelidir.