YAŞLIDA DEPRESYONUN YÖNETİMİNDE HEMŞİRENİN SORUMLULUKLARI

LEYLA ÖZDEMİR

European Journal of Geriatrics and Gerontology - 2014;6(1):7-12

Hacettepe Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi, İç Hastalıkları Hemşireliği AD, Ankara, Türkiye

 

Yaşlı nüfusta depresyon en sık görülen duygudurum bozukluğudur. Yaşlılarda depresyon hiçbir afektif belirti olmadan somatizasyon şeklinde kendini gösterebilmektedir. Yaşlılık döneminde depresyon kronik hastalıkları, bilişsel durumu, aile yaşantısını ve mortaliteyi olumsuz etkilemekte; sağlık harcamalarında ve bakım yükünde önemli oranda artışa neden olmaktadır. Ekonomik güçlükler, sahip olunan sakatlıklar, düşük fonksiyonel kapasite, daha önceki depresyon öyküsü, sosyal izolasyon, olumsuz yaşam deneyimleri, yaşanılan yerin değiştirilmesi ve yakınların kaybı, yatkınlığı olan yaşlı grupta depresyonu tetikleyebilmektedir. Yaşlıda depresyonun yönetiminde geleneksel bakım modelleri yerine interdisipliner işbirliği ve konsültasyonu içeren yaklaşımın daha başarı olduğu bilinmektedir. Hemşire yaşlıyı değerlendirirken uyku, beslenme, hafıza sorunları, kiloda değişim, duygusal küntlük, kendine güvensiz, suçlu, değersiz ve çaresiz hissetme, öz-bakım uygulamalarının yetersizliği gibi kendini ihmal etme belirtilerini saptadığında depresyondan şüphelenmeli ve yaşlıyı uzmana yönlendirmelidir. Depresyonun yönetiminde hemşirenin görev ve sorumlulukları primer, sekonder ve tersiyer düzeyde sınıflandırılmaktadır. Primer koruma kapsamında hemşire yüksek risk altındaki yaşlı gruba yönelik sosyal aktivite ve psikoterapi gibi koruyucu uygulamalarda bulunmalıdır. Sekonder korumada hemşire tedavinin yönetilmesi, uygulanması ve izlenmesi ile relaps riskinin azaltılmasına odaklanmalıdır. Tersiyer koruma ise yaşlıda öz-kıyım düşüncesini ve riskini azaltmaya yönelik önlemlerin alınması ve depresyon semptomlarının kontrol altında tutulmasına yönelik girişimler yer almaktadır.