EYYÜP ERKİZ, SEDA ELÇİM YILDIRIM, TARIK YILDIRIM, ÖZGEN ŞAFAK, ONUR ARGAN, MEHMET TOLGA HEKİM, EYÜP AVCI, HALİL LÜTFİ KISACIK
Ege Klinikleri Tıp Dergisi - 2025;63(1):45-50
Giriş Yeni nesil oral antikoagülan alan hastalarda ilaç kullanımının primer hedefi hastada inme gelişimini önlemek olup, bu tedavinin en sık görülen komplikasyonu kanamadır Bu hastalarda görülen kanamalar incelendiğinde gastrointestinal istem kanamaları en fazla görülen kanama türü olup, kanamayı öngörücü skorlama sistemleri geliştirilmiştir Fakat bu skorlama sistemlerinin hiçbirisi kanama riskini saptamada spesifik ve sensitif değildir Yüksek ürik asit seviyelerinin endotel disfonksiyonuna neden olduğu gösterilmiştir Bu çalışmada ürik asit düzeylerinin gastrointestinal kanama tahmini üzerinde bir etkisi olup olmadığı araştırılmıştır Yöntemler Bu retrospektif çalışma, yeni nesil oral antikoagülan tedavisi gören 501 hastayı içermektedir Bu hastalar gastrointestinal kanama öyküsü açısından tarandı Hastaların serum ürik asit düzeyleri bir önceki poliklinik ziyaretleri sırasında değerlendirildi Kontrol grubunda ise önceden gastrointestinal kanama geçirmemiş yeni nesil oral antikoagülan kullanan hastalar değerlendirildi Bulgular Toplam 68 hastada 13 6 gastrointestinal kanama bulguları görüldü ve çeşitli direkt oral antikoagülan tipleri arasında belirgin bir fark yoktu Ortalama ürik asit düzeyi gastrointestinal kanama grubunda 7 87 mg/ dL iken kontrol grubunda 6 30 mg/ dL idi (p 0 001 Ürik asit düzeyi ile HAS BLED skoru arasında bir korelasyon gözlendi (r 0 387 Sonuç Yüksek ürik asit seviyelerinin varlığı, doğrudan oral antikoagülan tedavisi gören hastalarda gastrointestinal kanama ile korele olarak saptanmıştır Bu hastaların takibinde ürik asit seviyelerinin göz önünde bulundurularak, kanama riskinin yüksek olduğu düşünülen hastaların daha yakından takibinin uygun olduğu kanısındayız