Türk Medline
ADR Yönetimi
ADR Yönetimi

YENİ TÜRK CEZA KANUNUNA GÖRE UYUŞTURUCU MADDELER KAPSAMINDA DEĞERLENDİRİLEN PSİKOTROPİK İLAÇLAR

FARUK ASİCİOGLU, ELİF ESRA KUCUKİBRAHİMOGLU, UFUK ILİNGİ

Psychiatry and Clinical Psychopharmacology - 2010;20(4):314-320

Associate Professsor of Forensic Medicine & Medical Biologist, Chairman, 5th., Istanbul-Turkey

 

Amaç: 2004 yılında kabul edilen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ile yeni bir düzenleme yapılmış ve kanunun “Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti” başlıklı 188. maddesinin 6. fıkrasında “Üretimi resmi makamların iznine veya satışı yetkili tabip tarafından düzenlenen reçeteye bağlı olan ve uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisi doğuran her türlü maddenin uyuşturucu madde kapsamında değerlendirilebilmesine” imkan tanınmıştır. Yasanın yürürlüğe girmesiyle “yasal uyuşturucu” adı ile, tarihe kadar rahatça pazarlanan bazı sedatif, anksiyolitik ve psikotropik etkili ilaç etken maddeleri hakkında yasal süreç işletilmeye başlanmıştır. Bu süreçle birlikte ilgili savcılık veya mahkemelerden Adli Tıp Kurumu 5.İhtisas Kurulu’na, yakalanan ilaç etken maddelerinin kanunun 188/6. maddesi kapsamında olup olmadığı hususunda görüş sorulmaya başlanmıştır. Çalışmamızda Kuruldan bu konuda bilirkişi görüşü istenen dosyalar incelenmiştir. Çalışmada Kurulun söz konusu kanun maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini rapor ettiği ilaçların niteliklerinin saptanması amaçlanmıştır. Yöntem: Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulu’na 01.01.2008 -31.12.2009 tarihleri arasında gelen ve 5237 sayılı kanunun 188/6. maddesi kapsamında değerlendirilen dosyalar arşivimizden taranarak incelenmiştir. Dosyalar gönderen adli makam, adli makamın bulunduğu il, ilaç etken maddesinin türü, formu, miktarı, beraberinde (karışık olarak) ya da aynı tahkikat içerisinde başka uyuşturucu etkisi doğuran maddeler bulunup bulunmaması açısından değerlendirilmiştir. Bulgular: Kanunun188/6. maddesi kapsamında değerlendirilen ilaçlar arasında benzodiazepin grubu ilaçlar ilk sırada yer almaktadır (%82,3). Her iki yılda da en çok yakalanan ilaçlar sıklık sırasına göre klonazepam, biperiden, diazepam, alprazolam, fenobarbital, ketamin, lorazepam ve zopiklon olmuştur. Dosya sayısı 2009 yılında 2008 yılına göre %43 oranında azalmıştır. Aynı olayda yakalanan ilaçların %67’sinde beraber başka bir uyuşturucu ya da uyarıcı maddeye rastlanılmamıştır. Geri kalanının %27’si uluslararası listelerde yer alan bir uyuşturucuyla (sıklıkla esrar), %6’sı ise uyarıcı ya da uyuşturucu özelliği olmayan başka bir ilaç etken maddesiyle birlikte yakalanmıştır. İlaçların sıklıkla tablet formunda oldukları saptanmıştır. Yakalanan tabletlerin %53’ünde tablet sayısı ≤10 iken, 4 yakalamada (%2,8) 1000 adedin üzerindedir. İki dosyada yakalanan fenobarbital ve ketamin maddelerinin içeriğinde uluslar arası listelerde yer alan, uyarıcı ve narkotik etkili MDMA maddesi bulunmuştur. Bu yakalamalardan birinde tek tabletin içeriğinde sekiz farklı aktif madde saptanmıştır. Sonuç: Uyuşturucu, uyarıcı etkilerine rağmen tedavi protokollerinde yer almaları nedeni ile birçok ülkede yasak maddeler listesinde yer almayan bazı ilaç etken maddelerinin kötüye kullanımlarını önlemek amacıyla reçeteye yazılmalarına sınırlamalar getirilmiştir. Ülkemizde de bu konuda yeşil ve kırmızı reçete uygulamaları mevcuttur. Ancak pratikte bu ilaçların farklı hekimlere, birbirine yakın zamanlarda, ihtiyacın çok üzerinde yazdırılarak farklı eczanelerden temin edildiği, bu reçetelerin ücretinin satın alan tarafından doğrudan ödenmesi halinde herhangi bir ulusal kompüterize veri tabanına giriş olmadığından bu mükerrer reçetelerin tespit edilemediği görülmektedir. Hekimin bu konuda yaşadığı bir diğer güçlük ise kısa poliklinik süresi içerisinde bu ilaçları talep eden hastanın klinik yakınmalarının doğru olup olmadığının tespiti hususudur. Çalışmamızda saptanan veriler söz konusu ilaçların belli bir kısmının reçeteye yazdırılarak elde edilmeyip kaçakçılık sureti ile ticaretinin yapıldığını göstermektedir. Bu nedenle bağımlılık ve kötüye kullanım potansiyelleri olan bu ilaçların tıbbi endikasyon dışında kullanımının adli tahkikatla tespiti halinde TCK’nin 188/6. maddesi kapsamında değerlendirilebilmesi uyuşturucu maddelerin arzının azaltılması konusunda son derece yararlı olmuş ve bir yıl gibi kısa süre içerisinde söz konusu maddelerin yakalanma sıklığında bir azalmaya yol açmıştır.