FESİH AKTAR, İLYAS YOLBAŞ, SABAHATTİN ERTUĞRUL, KAMİL YILMAZ, İLHAN TAN, MEHMET ŞAH İPEK
Yeni Tıp Dergisi - 2016;33(2):98-101
Giriş: Yenidoğan ölümleri ülkemizde ciddi bir sağlık sorunudur. Bu sorunun boyutu konusunda yeterli bölge-sel çalışma bulunmamaktadır. Dünyada yılda yaklaşık olarak 4 milyon çocuğun yenidoğan döneminde öldüğü ve ortalama neonatal ölüm hızının da %0, 28 olduğu bildirilmiştir. Ancak ülkemizde bu oran hala yüksektir (ortalama %13). Bu çalışmanın amacı, hastanemiz yenidoğan ünitesinde ölen bebeklerin ölüm nedenleri ve risk faktörlerinin belirlenmesi ve neonatal ölüm hızlarının azaltılmasına yönelik önlemlerin alınmasını vurgula-maktır. Materyal ve Metot: Bu çalışmaya, Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi yenidoğan ünitesinde iki yıllık sürede yatan 1193 hastadan, exitus olan 205 vaka alındı. Vakaların soygeçmiş, natal, prenatal, postnatal, anne ve demog-rafik özellikleri, ölüm nedenleri ve risk faktörleri retrospektif olarak kaydedildi. Bulgular: Çalışmamızda mortalite oranı %17 idi. Ölüm oranları erkeklerde, pretermlerde ve düşük doğum ağır-lığı olanlarda daha yüksek idi. 36 yaş üstü annelerin term bebeklerinde, prematüre doğan çoğul gebeliklerde ve dış merkezlerden hastanemize sevk edilen term bebeklerde ölüm oranları daha yüksek bulundu. Bebekle- rin sıklıkla ilk 2 gün içinde öldüğü görüldü. Preterm bebeklerde ölüm oranı %23 iken, term bebeklerde %7 idi. Sonuçlar: Yenidoğanlarda mortalite oranları ülkelere ve bölgelere göre değişebilmektedir. Ülkemizde son yıllarda neonatal ölüm oranlarını azaltmaya yönelik bazı önlemler alınsa da, yenidoğan ünitelerinde en sık mortaliteye neden olan prematürite, RDS, sepsis ve konjenital ano-malilerin azaltılması için teknik donanımlarının artırıl-ması, sepsis ile mücadele etmede yeterli sayıda personel çalıştırılması ve yeterli eğitimin verilmesi, konjenital anomalilerin ve preterm doğumların önlenmesi ile erken tanı ve tedavisi için toplumun doğum öncesi düzenli kontrollere gitmesinin sağlanmasına yönelik hala ciddi çabalara ihtiyaç olduğunu düşünmekteyiz.