ZÜLFÜ SERTKAYA, SELÇUK KABA, METİN İSHAK ÖZTÜRK, ORHAN KOCA, CEVDET KAYA, MUHAMMET İHSAN KARAMAN
The New Journal of Urology - 2014;9(2):36-39
Amaç: Taş hastalıkları üroloji pratiğinde sık karşılaşılan hastalık gruplarından biridir. Son yıllarda gelişen teknoloji ile birlikte üriner taş hastalıklarına yönelik yapılan ameliyatlarda da bir değişim yaşanmaktadır. Bu değişim minimal invaziv yöntem ve gereçlerin artması ve gelişimi ile son yıllarda daha da hızlanmıştır. Biz bu çalışmamızda 2003-2010 yılları arasında yapmış olduğumuz ürolojik taş operasyonlarını retrospektif olarak taradık. Gereç ve Yöntem: Kliniğimizde 2003-2010 yılları arasında yapılan 1004 taş operasyonu olgusu retrospektif olarak tarandı. Taramada hastaların yaşı, demografik özellikleri, ameliyat türü ve yıllara göre ameliyat oranlarındaki değişim incelendi. Bulgular: Hastaların yaş ortalaması 48.2±11.6 idi. Bu hastaların 485’i (% 48.3) kadın ve 519’u (% 51.7) ise erkekti. Mesane taşlarına yönelik toplam 173 ameliyat yapıldı; bunların 86’si (%49.7) sistolitotomi ve 85’i (%50.3) endoskopik sistolitotripsi idi. Üreter taşlarına yönelik yapılan 484 ameliyatta 114 (%23.6) üreterolitotomi, 370 (%76.4) üreterorenoskopi operasyonu yapıldı. 2003 yılında kliniğimizde mesane taşlarına yönelik yapılan ameliyatların % 45,2’si endoskopik yapılırken, bu oran 2010 yılında % 57,2’ye çıkmıştır. Üreter taşlarına yönelik endoskopik ameliyatlarda ise bu oran 2003 yılında % 54,iken, 2010’da % 87,7’ye yükselmiştir. Böbrek ve pelvis yönelik yapılan ameliyatlar kıyaslandığında PNL operasyonlarının kliniğimizde yapılmadığı 2003 yılında tamamı açık taş operasyon ile yapılırken, 2010 yılında PNL gibi (% 60,7) minimal invaziv yöntemler daha sık tercih edilmiştir. Sonuç: Üroloji pratiğinin sık görülen hastalıklarından biri olan taş hastalıklarına yönelik ameliyatlarda minimal invaziv yöntem ve gereçlerinin gelişimi, yaygınlaşması ve pratiğinin artışı ile uygulanan yöntemlerde belirgin bir değişim gözlenmektedir. Geçmiş yıllara oranla açık ameliyat oranlarındaki düşüş daha az invaziv olan yöntemlerin pratikte daha çok yer alması sonucudur.