YOĞUN BAKIM COVID-19 HASTALARINDA BAKIR DÜZEYİNİN KLİNİK ETKİLERİNİN COVID-19 DIŞLANMIŞ HASTALARLA KARŞILAŞTIRILARAK İNCELENMESİ

Bengisu KOÇ, Seda Banu AKINCI, Banu KILIÇASLAN

Anestezi Dergisi - 2026;34(3):221-229

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Ankara, Türkiye

 

Amaç: Bakır, konakçının immün sistem yanıtını destekleyerek güçlü bir antibakteriyel, antifungal, antiviral ve anti-inflamatuar etki gösterir. Çalışmamızda yoğun bakımdaki kesin tanı veya şüpheli COVID-19 hastalarında bakır ve seruloplazmin düzeyinin klinik ve prognostik etkilerinin incelenmesi amaçlandı. Yöntem: Etik kurul onayı alındıktan sonra, çalışmaya 15 Kasım 2021-15 Haziran 2022 tarihleri arasında Hacettepe Üniversitesi Hastanesi Anesteziyoloji Yoğun Bakım Ünitesi'ne kabul edilen COVID-19 veya şüpheli erişkin hastalar dahil edildi. Hastalar COVID-19-pozitif veya negatif olmak üzere iki gruba ayrıldı. COVID-19-negatif grup için kriterler; hastadan üst üste gönderilen 4 Polimeraz Zincir Reaksiyonu (PCR)sonucunun negatif gelmesi ve yatış sırasındaki semptomlarının başka bir klinik durumla açıklanabilir olması olarak kabul edildi. Hastalara ait demografik veriler, komorbiditeler, başvuru semptomları, COVID-19 PCR sonuçları, APACHE-II ve SOFA skorları, yatış süreleri, laboratuvar sonuçları, yatış kabulündeki bakır ve seruloplazmin düzeyleri, mekanik ventilasyon gereksinimi, vazopressör ihtiyacı ve mortalite bilgileri prospektif olarak kaydedildi. Bakır için normal serum aralığı 13,3-26,7 µmol L-1 ve seruloplazmin için normal serum aralığı 22-58 mg dL-1 olarak belirlendi. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen hastaların (n=107) 60'ı (%56) kadın ve 47'si (% 44) erkekti. Hastaların 57'si COVID pozitif, 50 tanesi negatif gruptaydı. Bakır ve seruloplazmin düzeyleri sırasıyla, COVID-19 pozitif grubun ortanca değeri 22,44 µmol L-1 (4,15- 42,26) ve 44,3 mg dL-1 (23,2-87) iken, COVID-19 negatif grubun ortanca değeri 23,185 µmol L-1 (11,23-39,9) ve 45 mg dL-1 (20,6-82,2) olarak bulundu (p=0,62 ve p=0,753). Bakır ve seruloplazmin düzeyleri ile cinsiyet, statin ve gıda takviyesi kullanımı, beslenme bozukluğu, oksijen, mekanik ventilasyon, vazopressör ve renal replasman tedavisi ihtiyacı, yoğun bakım ve hastane yatış süresi ve mortalite arasında anlamlı bir ilişki saptanmadı. Toplam 4 (%4) hasta düşük bakır düzeyine sahipken, 80 (%75) hasta normal, 23 (%21) hasta ise yüksek bakır düzeylerine sahipti. Bakır düzeyi yüksek olan grup normal olan grupla karşılaştırıldığında, GGT (gama glutamil transferaz) düzeyi (59 (13-315) ve 39 (8-369) U L-1, p=0.049) ve lökosit (x10000 µL-1) sayısının (9,7 (4,8-37,4) ve 8,25 (1,6-29,2) p=0.028) daha yüksek olduğu bulunurken, bakır düzeylerinin mekanik ventilasyon, vazopressör ve renal replasman tedavisi ihtiyacı, yoğun bakım ve hastane yatış süresi ve mortaliteye etkisi saptanmadı. Sonuç: Yoğun bakımda COVID-19 hastalarında bakır ve seruloplazmin seviyelerinin izlenmesi önemlidir ancak parametrelerin hastalık prognozu üzerinde doğrudan bir etkisi olmadığı sonucuna varılmıştır. Bakır düzeylerinin kontrol altına alınması ve inflamatuar durumların yönetimi, klinik iyileşme sürecinde destekleyici olabilir. Bu sonuçların daha geniş hasta gruplarında ve farklı hastalık şiddetlerinde doğrulanması gerekmektedir.