YOĞUN BAKIM ÜNİTESİNDE SEPTİK ŞOKLU HASTALARDA BAŞLANAN AMPİRİK ANTİBİYOTİK TEDAVİSİNİN KÜLTÜR SONUÇLARIYLA UYUMLULUĞUNUN DEĞERLENDİRİLMESİ

Derful GÜLEN, Nigar MEHMET, Serpil EKİN, Buket ÖZYAPRAK, İlkay CEYLAN

Osmangazi Tıp Dergisi - 2026;48(4):678-685

Department of Anesthesiology and Reanimation, Bursa Yuksek Ihtisas Training and Research Hospital, Bursa, Türkiye

 

Ampirik antibiyotik tedavisi, septik şok yönetiminin temel bileşenlerinden biridir. Bu çalışma, yoğun bakım ünitesinde (YBÜ) yatışı sırasında hayatını kaybeden septik şoklu hastalarda ampirik antibiyotik tedavisi ile kültür sonuçları arasındaki uyumu değerlendirmeyi ve enfeksiyon hastalıkları uzmanları ile yoğun bakım hekimleri tarafından başlanan tedaviler arasındaki uyum oranlarını karşılaştırmayı amaçlamıştır.Bu retrospektif gözlemsel çalışmaya, 2020-2025 yılları arasında YBÜ'de septik şok nedeniyle takip edilirken eksitus olan 107 erişkin hasta dahil edilmiştir. Ampirik tedavi, başlangıç rejiminin antimikrobiyal duyarlılık testlerine göre izole edilen patojeni kapsaması durumunda uygun olarak tanımlanmıştır. Hastalar, ampirik antibiyotik tedavisinin enfeksiyon hastalıkları uzmanları veya yoğun bakım hekimleri tarafından başlatılmasına göre gruplandırılmıştır. Gruplar arasındaki farkları saptama gücünü değerlendirmek amacıyla post-hoc güç analizi yapılmıştır.Ampirik tedavi 55 hastada (%51,4) uygun bulunmuştur. Uyum oranları enfeksiyon hastalıkları uzmanı grubunda %54,2, yoğun bakım hekimi grubunda %41,7 olup, gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmamıştır (p=0,279). Uygun tedavi alan hastalar daha gençtir (67,1 +/- 17,1'e karşı 73,4 +/- 12,6 yıl; p=0,032) ve medyan YBÜ yatış süresi daha kısadır (5'e karşı 7 gün; p=0,042). En sık izole edilen mikroorganizmalar kan kültürlerinde metisiline dirençli koagülaz negatif stafilokoklar (%32,8) ve trakeal aspiratlarda ESBL üreten Klebsiella pneumoniae (%16,1) olmuştur.Septik şok nedeniyle yaşamını kaybeden hastalardan oluşan bu kohortta, yoğun bakım hekimleri tarafından başlanan ampirik antibiyotik tedavisinin mikrobiyolojik uyum oranlarının enfeksiyon hastalıkları uzmanları tarafından başlanan tedavilere benzer olduğu görülmüştür. Bu bulgular, yüksek antimikrobiyal direnç yüküne sahip ortamlarda protokol temelli ampirik tedavi ve multidisipliner iş birliğinin önemini vurgulamaktadır. Ampirik antibiyotik uyumunu ve bunun klinik yansımalarını daha iyi ortaya koymak için yeterli örneklem büyüklüğüne sahip, geniş ölçekli, çok merkezli çalışmalara ihtiyaç vardır.