YOĞUN BAKIMDA TAKİP EDİLEN AKUT İSKEMİK İNME HASTALARINDA TRAKEOSTOMİ ZAMANLAMASININ KLİNİK SONUÇLARA ETKİSİ: RETROSPEKTİF KOHORT ÇALIŞMASI

Serpil EKİN, İlkay CEYLAN, Gürcan GÜLER, Derful GÜLEN, Buket ÖZYAPRAK, Şermin EMİNOĞLU, Kübra ÇANAKÇI

Osmangazi Tıp Dergisi - 2026;48(4):732-739

Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon, Bursa, Türkiye

 

Bu çalışmada, yoğun bakım ünitesinde takip edilen akut iskemik inme hastalarında trakeostomi zamanlaması ile klinik sonuçlar arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi amaçlandı. Bu retrospektif kohort çalışmada, 2020-2023 yılları arasında akut iskemik inme tanısıyla yoğun bakımda izlenen, invaziv mekanik ventilasyon gereksinimi olan ve trakeostomi uygulanan 136 hasta değerlendirildi. Hastalar entübasyondan trakeostomiye kadar geçen süreye göre çok erken (<=7 gün), erken (8-10 gün) ve geç (>10 gün) trakeostomi olmak üzere üç gruba ayrıldı. Primer sonlanım noktaları 28 ve 90 günlük mortaliteydi. Sekonder sonlanım noktaları yoğun bakım ve hastane yatış süresi, solunumsal parametreler ve post-trakeostomi pnömoni gelişimiydi. Gruplar arasında başlangıç demografik ve klinik özellikler açısından anlamlı fark yoktu. Çok erken trakeostomi, yoğun bakım ve hastane yatış süresinin anlamlı olarak daha kısa olmasıyla ilişkiliydi (her ikisi için p<0.001). Solunumsal parametreler ve post-trakeostomi pnömoni gelişimi açısından gruplar arasında anlamlı fark saptanmadı. 28 günlük mortalite benzerdi (p=0.866); buna karşın 90 günlük mortalite geç trakeostomi grubunda daha yüksekti (p=0.034). Çok değişkenli analizde geç trakeostomi (OR 3.82, %95 GA 1.48-9.92, p=0.006) ve kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) (OR 8.69, %95 GA 2.72-27.78, p<0.001) 90 günlük mortalite ile bağımsız olarak ilişkili bulundu. Yoğun bakımda takip edilen akut iskemik inme hastalarında çok erken trakeostomi daha kısa yoğun bakım ve hastane yatış süresi ile, geç trakeostomi ise daha yüksek 90 günlük mortalite ile ilişkili bulundu. Ancak retrospektif tasarım, endikasyon biası olasılığı ve ayrıntılı nörolojik şiddet verilerinin bulunmaması nedeniyle bu bulgular dikkatli yorumlanmalı ve prospektif çalışmalarla doğrulanmalıdır.