Merve SAMANCI, Emine Merve EKİCİ
Gümüşhane Üniversitesi Sağlık Bilimleri Dergisi - 2026;15(2):699-712
Yüksek oksidatif stres ile artan reaktif oksijen türleri (ROS) üretimi, DNA hasarı, epigenetik değişiklikler ve genetik instabiliteyi tetikleyerek tümör oluşumunu hızlandırmaktadır. Antioksidan vitaminlerin (A, C ve E) kanser gelişimi ve ilerlemesi üzerindeki etkileri uzun süredir araştırılmakta olup, literatürde hem koruyucu hem de potansiyel olarak risk oluşturabilecek sonuçlar bildirilmiştir. Temel olarak antioksidanlar, ROS'u nötralize ederek oksidatif stresi azaltmakta, bağışıklık fonksiyonlarını desteklemekte ve hücresel bütünlüğü korumaktadır. Bununla birlikte, yüksek doz vitamin takviyelerinin bazı koşullarda hücresel oksidatif dengeyi aşırı baskılayarak kanser hücrelerinde stres-yanıt yolaklarına müdahale edebildiği ve bu nedenle tedavi yanıtı, hücre döngüsü ve apoptoz süreçleri üzerinde istenmeyen etkilere yol açabileceği öne sürülmektedir. A vitamininde yüksek doz beta-karoten kullanımının özellikle yüksek riskli bireylerde akciğer kanseri olasılığını artırabildiği; C vitamininin doz ve uygulama yoluna bağlı olarak hem antioksidan hem de pro-oksidan etki gösterebildiği; E vitamininin ise anti-inflamatuar özelliklerinin yanı sıra tümör biyolojisi üzerinde çift yönlü etkilere sahip olabileceği bildirilmektedir. Bu derleme, A, C ve E vitaminlerinin oksidatif stres, inflamasyon ve hücresel sinyal yolakları üzerindeki mekanizmalarını ele alarak kanser gelişimi ve klinik süreçler açısından taşıdığı çift yönlü etkileri değerlendirmekte ve yüksek doz antioksidan kullanımında dikkat edilmesi gereken temel noktaları özetlemektedir.