Omer EKIN, Osman BUTUN, Rezan Berkay IZGOR, Bulent KARABULUT, Oktay Halit AKTEPE
Abant Tıp Dergisi - 2026;15(2):165-173
Amaç: Vitamin D, melanomda potansiyel bir prognostik biyobelirteç olarak öne sürülmüş olmakla birlikte, postoperatif dönemdeki klinik önemi henüz netlik kazanmamıştır. Bu çalışma, komplet cerrahi rezeksiyon uygulanan yüksek riskli evre II-III kutanöz melanom hastalarında perioperatif serum 25-hidroksivitamin D [25(OH)D] durumunun nükssüz sağkalım (RFS) açısından prognostik bilgi sağlayıp sağlayamayacağını araştırdı. Gereç ve Yöntemler: Bu retrospektif çok merkezli çalışmaya, cerrahi öncesi veya sonrası 3 ay içinde bazal serum 25(OH)D ölçümü bulunan 154 rezeke kutanöz melanom hastası dahil edildi. Hastalar vitamin D düzeyine göre düşük (<=20 ng/mL) ve yüksek (>20 ng/mL) olmak üzere iki gruba ayrıldı. Klinikopatolojik değişkenler ile vitamin D durumu arasındaki ilişkiler değerlendirildi. RFS, Kaplan-Meier analizi ve Cox orantısal risk regresyon modelleri kullanılarak incelendi. Bulgular: Toplam 154 hastanın 81'inde (%52.6) yüksek, 73'ünde (%47.4) düşük vitamin D düzeyi saptandı. Ortanca izlem süresi 65 ay olup bu süre içinde 67 nüks olayı gözlendi. Medyan RFS, düşük vitamin D grubunda 54,1 ay (%95 güven aralığı [GA]: 35,2-73,0), yüksek vitamin D grubunda ise 89,2 ay (%95 GA: 68,3-110,2) olarak bulundu (p < 0,001). Tek değişkenli Cox analizinde evre III hastalık (hazard oranı [HR]: 3,30, %95 GA: 1,84-5,90, p < 0,001), adjuvan tedavi almama (HR: 1,98, %95 GA: 1,21-3,23, p = 0,006), düşük vitamin D düzeyi (HR: 2,68, %95 GA: 1,59-4,51, p < 0,001) ve daha yüksek Breslow kalınlığı (HR: 1,04, %95 GA: 1,01-1,09, p = 0,048) daha kötü RFS ile ilişkili bulundu. Çok değişkenli analizde ise evre III hastalık (HR: 3,05, %95 GA: 1,52-6,11, p = 0,002) ve düşük vitamin D düzeyi (HR: 2,61, %95 GA: 1,52-4,49, p < 0,001) kötü RFS'nin bağımsız belirleyicileri olarak kaldı. Sonuç: Bazal serum 25(OH)D durumu, rezeke evre II-III kutanöz melanomda nüks riskinin klinik açıdan anlamlı konak ilişkili bir yönünü yansıtabilir. Düşük vitamin D düzeyine sahip hastalarda daha kısa RFS ile ilişkili olması, prospektif doğrulama halen gerekli olmakla birlikte, bu parametrenin tamamlayıcı bir prognostik belirteç olarak potansiyel değerini desteklemektedir.