Tolga AYDIN
Bozok Tıp Dergisi - 2026;16(3):591-602
Amaç: Yüksek ve çok yüksek kardiyovasküler riskli diyabet hastalarında lipit düşürücü tedavi kullanım kalıplarını ve kılavuzların önerdiği düşük yoğunluklu lipoprotein kolesterol (LDL-K) ile non-yüksek dansiteli lipoprotein kolesterol (non-HDL-K) hedeflerine ulaşma oranlarını gerçek yaşam verileriyle değerlendirmektir. Gereç ve Yöntemler: Bu retrospektif gözlemsel çalışmaya 202 diyabet hastası dahil edilmiştir. Hastalar kardiyovasküler risk kriterlerine göre yüksek riskli (YR, n=132) ve çok yüksek riskli (ÇYR, n=70) olarak iki kategoriye ayrılmıştır. Statin kullanımı, kombinasyon tedavi oranları ve güncel Avrupa kılavuzlarına dayalı hedeflere ulaşma sıklıkları ayrıntılı olarak analiz edilmiştir. Bulgular: Tüm kohortun yalnızca %51,0'i statin tedavisi almaktaydı (YR %50,0, ÇYR %52,9). Kombinasyon tedavisi kullanımı istisnai derecede nadirdi (%0,5). Genel LDL-K hedefine ulaşma oranları endişe verici derecede düşüktü; YR hastalarının %18,2'si, ÇYR hastalarının ise sadece %10,0'u hedeflerine ulaştı. Statin tedavisi alan hastalar arasında dahi hedefe ulaşma oranları oldukça yetersiz kalmıştır (YR'de %19,7 ve ÇYR'de %10,8). Non-HDL-K hedeflerine ise YR hastalarının %16,7'si, ÇYR hastalarının %11,4'ü ulaşabilmiştir. Sonuç: Yüksek ve çok yüksek riskli diyabet hastalarında kılavuzların önerdiği lipit hedeflerine ulaşma oranları kritik derecede düşüktür. Muhtemelen hekim kaynaklı klinik atalet ile hasta uyumsuzluğu veya tedavi reddinin karmaşık etkileşiminden kaynaklanan bu derin tedavi boşluğu, proaktif, hasta odaklı ve protokole dayalı lipit yönetimine acil ihtiyaç duyulduğunu vurgulamaktadır.