EMİR VOLKAN ALTAN, ÇİĞDEM ÖZPOLAT, ÖZLEM GÜNEYSEL, ÖZGE ONUR, ARZU DENİZBAŞI
Toksikoloji Dergisi - 2007;5(1-2):11-15
Aktif kömür, ince, siyah, kokusuz bir toz olup, yaklaşık olarak son iki yüz yıldır pek çok maddenin absorbanı olarak bilinmektedir. Karbon içeren maddelerin yüksek ısılarda işlenmesi ile yüksek absortif etkinliğe kavuşmaktadır. Absorbsiyon hızı kömürün dış yüzeyi ile; absorbsiyon kapasitesi ise içindeki gözeneklerin alanıyla doğru orantılı olarak artar. Gastrointestinal sistemdeki toksik maddeleri absorbe ederek bu maddelerin dolaşım sistemine girmesine engel olur. Aspirin, asetaminofen, barbitüratlar, glutetemid, fenitoin, teofilin ve siklik antidepresanları da içeren pek çok organik ve inorganik materyalin sistemik emilimini azaltır. Fakat alkoller, güçlü asit ve alkaliler, demir ve lityumun sistemik emilimi üzerine etkisi yoktur. Bir kontrendikasyon yoksa bütün olası zehirlenme olgularında aktif kömür başlanması genel eğilimdir. Genel olarak en yararlı olduğu zaman, zehirlenmenin ilk saati içinde verildiğinde görülmektedir. Aktif kömür en iyi şekilde sulu bir karışım olarak orogastrik lavajı takiben uygulanır. Çocuklarda aktif kömür verilmesinde en uygun yolun nazogastrik tüp olduğu düşünülmektedir. Tekrarlayan dozda aktif kömür tedavisi ayrıca büyük miktarlarda ilaç alımında, ilacın çözünmesinin uzayacağı durumlarda, alınan ilaç geciktirilmiş veya uzatılmış salınıma sahip olduğunda veya enterohepatik reabsorbsiyonun engellenebileceği durumlarda her 2 ile 6 saatte bir uygulanmalıdır. İdeal aktif kömür dozu aktif kömür/ilaç oranı 10/1 olacak şekilde kabul edilebilir. Güçlü asit ve güçlü bazlar gibi kostik maddelerin alımında, bilinen barsak obstrüksiyonu veya perforasyonu olanlarda aktif kömür kullanılmamalıdır. En önemli komplikasyonu özellikle yüksek doz uygulamalarda karşılaşılabilecek pulmoner aspirasyondur.