Mahmut KARAÇİZMELİ
Anatolian Journal of Mental Health - 2026;3(2):56-67
Zorunlu göçle biçimlenen düzensiz kent mahalleleri, yalnızca barınma sorunlarının değil, göç edenlerin ve onları çevreleyen yerli topluluğun ruhsal deneyimlerinin de şekillendiği mekânlardır. Bu çalışma, Şanlıurfa Haleplibahçe Mahallesi'ndeki bir gecekondu bölgesinde yaşayan Suriyeli sığınmacıların gündelik yaşam pratiklerine ilişkin nitel saha verilerini, zorunlu göçün ürettiği mekânsal ve psikososyal deneyimler çerçevesinde yeniden değerlendirmektedir. Çalışmanın kuramsal çerçevesi, Freud'un tekinsiz (das Unheimliche) kavramını, Agamben'in istisna hali ve çıplak hayat kavramsallaştırmasını ve Doka'nın yetkisizleştirilmiş yas (disenfranchised grief) yaklaşımıyla ilişkili olarak bu çalışmada önerilen "mekânsız yas" (placeless grief) kavramını bir araya getirmektedir. Çalışma, zorunlu göçün ürettiği mekânsal deneyimin tek bir kavramla değil, bu üç kuramsal eksenin kesişiminde anlaşılabileceğini ileri sürmektedir. Buna göre mahalle sakinleri mahalleyi tanıdık ve yabancı özellikleri bir arada taşıyan tekinsiz bir mekân olarak deneyimlemekte, kamp ile kent arasındaki sınırların belirsizleşmesi sığınmacıların gündelik yaşamına bir geçicilik duygusu taşımakta, sığınmacılar ise savaş nedeniyle sınırın ötesinde, ulaşamadıkları topraklarda kalan ölülerle kurdukları bağı, mezar ziyareti mümkün olmadığında fotoğraflar üzerinden sürdürmektedir. Böylece çalışma, mekânsal kuram ile zorunlu göç ve ruh sağlığı literatürünü bir araya getirmenin yerinden edilmenin psikososyal boyutlarını anlamak için tamamlayıcı bir çerçeve sunabileceğini ileri sürerken, önerdiği "mekânsız yas" kavramıyla yas ve göç psikolojisi literatürüne katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.